-->
UFC 6, güçlü dövüş mekanikleri ve yeni modlarıyla seriyi ileri taşıyor ancak üç yıllık bekleyişin ardından gelen yenilikler sınırlı kalıyor.
EA Sports’un UFC serisi uzun yıllardır spor oyunları arasında kendine farklı bir yer edinmeyi başarıyor. Bunun en büyük nedeni ise serinin her yıl yeni bir oyun çıkarmak yerine geliştirme sürecine daha fazla zaman ayırması. Üç yıllık aranın ardından gelen UFC 6 da bu yaklaşımı sürdürüyor. İlk maçıma çıktığım andan itibaren serinin temel oynanış kalitesini koruduğunu hissettim. Yumrukların ağırlığı, tekmelerin etkisi ve yere geçiş mücadeleleri hâlâ türün zirvesinde yer alıyor. Ancak birkaç saat geçirdikten sonra aklımda sürekli aynı soru oluşmaya başladı: Üç yıllık bekleyişin ardından gelen yenilikler gerçekten yeterli mi?
Neyse ki oyunun temel dövüş sistemi hâlâ son derece güçlü. Sekizgenin içine adım attığınız anda rakibinize rastgele saldırılar yaparak başarı elde etmeniz mümkün olmuyor. Her yumruğun, her tekmenin ve her savunmanın doğru zamanda kullanılması gerekiyor. Özellikle dayanıklılık yönetimi, önceki oyunlarda olduğu gibi büyük önem taşıyor. Sürekli saldıran bir dövüşçü kısa sürede nefesini tüketiyor ve bu durum onu çok daha savunmasız hâle getiriyor. Bu nedenle agresif olmak kadar doğru anı beklemek de maçın kaderini belirliyor.
UFC 6’nın en büyük oynanış yeniliği ise “Flow State” sistemi olmuş. İlk başta küçük bir özellik gibi görünse de birkaç farklı dövüşçüyle maç yaptıktan sonra sistemin oynanış üzerindeki etkisini hissetmeye başladım. Her dövüşçünün kendine özgü akış durumu bulunuyor ve bu özellikler gerçek hayattaki dövüş stillerini oldukça başarılı şekilde yansıtıyor.
Örneğin düz yumruklarıyla öne çıkan bir dövüşçü, doğru kombinasyonları art arda uyguladığında kısa süreliğine çok daha ölümcül hâle geliyor. Aynı şekilde savunma odaklı dövüşçüler de başarılı kaçışlar ve doğru savunmalar yaptıklarında dayanıklılıklarını hızla geri kazanabiliyor veya yere geçiş mücadelelerinde ciddi avantaj elde ediyorlar.

Bu sistem sayesinde yalnızca karakter seçmek değil, seçtiğiniz dövüşçünün gerçek stilini benimsemek de önem kazanıyor. Conor McGregor ile oynarken sürekli kontra aramak mantıklı gelirken, Alexander Volkanovski gibi daha dengeli dövüşen isimlerle sabırlı kalmak çok daha avantajlı oluyor.
Bu durum çevrimiçi maçlarda da strateji çeşitliliğini artırıyor.
Vuruş hissiyatı ise yine serinin en güçlü taraflarından biri olmayı sürdürüyor. Rakibinize tam zamanında yakaladığınız temiz bir sağ kroşe ya da yüksek tekme gerçekten güçlü hissettiriyor. Kontrolcüden gelen titreşimler, başarılı ses efektleri ve animasyonlarla birleşince her isabet tatmin edici bir etki bırakıyor.
Yere düşen rakibe son darbeleri indirirken oluşan baskı hissi de başarılı şekilde aktarılmış. Özellikle nakavt anları önceki oyunlara göre daha doğal görünüyor.
Grappling sistemi de büyük ölçüde korunmuş. Yere geçiş mücadeleleri artık daha akıcı ilerliyor ve submission sistemi önceki oyunda yapılan değişikliklerin üzerine küçük iyileştirmeler ekliyor. Submission sırasında yaşanan mücadeleler daha anlaşılır hissettirirken savunma seçenekleri de daha dengeli hâle getirilmiş.
Ancak dürüst olmak gerekirse oynanış tarafındaki değişiklikler üç yıllık geliştirme süresi düşünüldüğünde biraz sınırlı kalıyor. UFC 5’i uzun süre oynayan oyuncular ilk dakikalarda kendilerini oldukça tanıdık bir deneyimin içinde bulacaktır.
Oyunun en büyük yeniliklerinden biri ise The Legacy isimli hikâye modu olmuş.
Bu modda kendi oluşturduğumuz karakter yerine belirlenmiş genç bir dövüşçünün kariyerini takip ediyoruz. Babasının gölgesinde kalan, ağır sakatlık yaşayan ve tekrar zirveye çıkmaya çalışan sporcunun hikâyesi klişe görünse de oynanışa farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
Hikâye anlatımı sinematik sahnelerle desteklenmiş ve karakter gelişimi başarılı şekilde ilerliyor. Büyük sürprizler sunmasa da klasik kariyer modundan sıkılan oyuncular için hoş bir alternatif oluşturuyor.
Bunun yanında klasik Kariyer Modu da geri dönüyor.
Kendi oluşturduğunuz dövüşçüyle veya gerçek UFC yıldızlarından biriyle sıfırdan başlayıp kemere uzanan uzun bir kariyer oluşturabiliyorsunuz.
Ancak bu modun en büyük problemi tekrar hissi.
Her maç öncesinde aynı antrenman planlarını hazırlamak, aynı aktiviteleri yapmak ve sürekli benzer hazırlık süreçlerini yaşamak belirli bir noktadan sonra monotonlaşabiliyor.

Yine de karakter gelişimi ve istatistik sistemi başarılı olduğu için ilerleme hissi tamamen kaybolmuyor.
Bu yılın en başarılı modu ise hiç kuşkusuz Hall of Legends olmuş.
Gerçek UFC tarihinin unutulmaz isimlerini merkeze alan bu mod yalnızca maç yaptırmıyor; aynı zamanda sporcuların kariyerlerini de anlatıyor.
Max Holloway, Alex Pereira ve Zhang Weili gibi isimlerin önemli karşılaşmalarını oynarken gerçek görüntüler, röportajlar ve kariyer hikâyeleriyle desteklenen içerikler oldukça başarılı hazırlanmış.
Spor tarihini seven oyuncular için bu mod büyük bir arşiv niteliği taşıyor.
Her karşılaşmada belirli görevleri tamamlayarak özel kostümler ve kozmetik ödüller açabilmek de tekrar oynanabilirliği artırıyor.
Çevrimiçi tarafta da içerik miktarı oldukça yüksek.
Klasik dereceli maçların yanında yalnızca ayakta dövüşe odaklanan Kickboxing Ranked modu ve sezon sistemiyle ilerleyen Online Career modu uzun süre rekabetçi deneyim sunuyor.
Bağlantı kalitesi genel olarak başarılıydı ve maçlar sırasında ciddi gecikmeler yaşamadım.
Görsel anlamda UFC 6 oldukça başarılı görünüyor.
Dövüşçü modellemeleri önceki oyuna göre daha detaylı hazırlanmış. Özellikle yüz animasyonları ve alınan darbelerin oluşturduğu yaralanmalar gerçekçiliği artırıyor.

Ter efektleri, ışıklandırma ve Octagon atmosferi televizyon yayınlarını başarılı şekilde taklit ediyor.
Kalabalığın tepkileri de maçın temposuna göre değişiyor ve özellikle nakavt anlarında atmosfer ciddi anlamda güçleniyor.
Ses tasarımı da başarılı.
Yumruk sesleri güçlü hissediliyor.
Tekmelerin isabet anındaki efektleri oldukça tatmin edici.
Spiker anlatımı ise maçın temposunu destekliyor.
Ancak oyunun kusurları da bulunuyor.
Öncelikle ragdoll fizik sistemi zaman zaman oldukça komik görüntüler oluşturabiliyor.
Nakavt sonrası bazı dövüşçülerin yere düşüş animasyonları gerçekçilikten uzaklaşabiliyor.
Bacakların ve kolların fizik kurallarını hiçe saydığı birkaç sahne görmek mümkün.
Bunun yanında üç yıllık geliştirme süresi düşünüldüğünde oynanış tarafında beklenen büyük sıçrama gerçekleşmemiş.
Flow State sistemi başarılı olsa da tek başına oyunu tamamen farklı hissettirmeye yetmiyor.
Kariyer modundaki tekrar hissi de hâlâ serinin çözmesi gereken en büyük sorunlardan biri olarak kalıyor.

Sonuç olarak UFC 6, EA Sports’un şimdiye kadar geliştirdiği en sağlam karma dövüş sanatları simülasyonlarından biri olmayı başarıyor. Dövüş mekanikleri hâlâ son derece güçlü, Flow State sistemi karakter çeşitliliğine katkı sağlıyor ve Hall of Legends modu seriye taze bir soluk getiriyor. Ancak üç yıllık geliştirme süresi sonunda beklenen büyük yeniliklerin tamamını sunamaması nedeniyle bazı oyuncular için fazla güvenli bir devam oyunu hissi bırakabilir.
Buna rağmen Octagon’a adım attığınız ilk andan itibaren hissettiğiniz mücadele, başarılı vuruş hissiyatı ve taktiksel derinlik UFC 6’yı dövüş sporu seven oyuncular için rahatlıkla tavsiye edilebilecek güçlü bir spor oyunu hâline getiriyor.