-->
Hold Your King, fizik tabanlı oynanışı ve kahkaha dolu co-op yapısıyla arkadaşlarla oynandığında eğlenceyi ve takım çalışmasını başarıyla buluşturuyor.
Son yıllarda arkadaşlarla oynanabilen fizik tabanlı oyunların sayısında ciddi bir artış yaşandı. Özellikle Overcooked, Moving Out, Human: Fall Flat, Only Up, Peak ve RV There Yet? gibi yapımlar, basit görünen oynanış fikirlerini kaotik eğlenceye dönüştürerek geniş oyuncu kitlelerine ulaştı. Hold Your King de tam olarak bu formülü benimseyen yapımlardan biri. Ancak bu kez amacınız yemek yapmak ya da eşya taşımak değil; oldukça huysuz bir kralı güvenli şekilde tahtına ulaştırmaya çalışıyorsunuz.
İlk bakışta son derece basit görünen bu fikir, oyunu birkaç dakika oynadıktan sonra beklediğimden çok daha eğlenceli ve komik bir deneyime dönüştü. Çünkü Hold Your King’in en büyük başarısı, oyuncuya sürekli yeni mekanikler sunmak yerine tek bir fikri farklı bölüm tasarımlarıyla sürekli geliştirmesi.
Oyunun temel amacı oldukça açık. İki oyuncu olarak sedyenin iki ucundan tutuyor ve kralı bulunduğu noktadan güvenli şekilde hedefe taşımaya çalışıyorsunuz. Kulağa oldukça kolay geliyor ancak iş fizik motoru devreye girdiğinde işler tamamen değişiyor.
Sedyeyi dengede tutmak başlı başına büyük bir mücadele. Ufak bir eğim bile kralın sedyenin üzerinde kaymasına neden olabiliyor. Özellikle merdivenlerden çıkarken veya dar platformlardan geçerken iki oyuncunun aynı anda hareket etmesi gerekiyor. Aksi halde kral birkaç saniye içinde sedyeden kayıp aşağı düşebiliyor.

İşte oyunun eğlencesi tam olarak burada başlıyor.
Hold Your King refleks isteyen bir platform oyunu olmaktan çok, iletişim gerektiren bir koordinasyon oyunu. Yanınızdaki oyuncuyla sürekli konuşmanız gerekiyor. “Biraz kaldır.”, “Bekle.”, “Yavaş.”, “Zıpla.” gibi cümleler oyunun doğal bir parçası haline geliyor.
Eğer birlikte oynadığınız kişiyle uyum yakalayabilirseniz bölümler oldukça akıcı ilerliyor. Ancak en ufak iletişim kopukluğu bile bütün planınızı birkaç saniye içinde bozabiliyor.
İlk bölümler oyuncuya sistemi öğretmek için oldukça sade hazırlanmış. Fakat oyun ilerledikçe platform tasarımları ciddi anlamda çeşitlenmeye başlıyor. Dar köprüler, hareket eden platformlar, eğimli yollar, asansörler ve zamanlama gerektiren engeller sürekli yeni çözümler üretmenizi istiyor.
Hoşuma giden noktalardan biri de oyunun zorluk seviyesini doğal şekilde artırması oldu. Bir anda imkânsız görünen bölümler yerine oyuncunun önce fizik sistemine alışmasını sağlıyor, ardından öğrendiği mekanikleri çok daha karmaşık alanlarda kullanmasını bekliyor.
Elbette bütün bunların ortasında en büyük sorun yine kral oluyor.
Kral yalnızca sedyenin üzerinde duran pasif bir karakter değil. Çok uzun süre beklediğinizde söylenmeye başlıyor, fazla sarsıldığında hareket ediyor ve bazen bütün dengenizi bozacak şekilde kıpırdanabiliyor. Hatta bazı anlarda istemsizce “Biraz sakin dur artık.” dediğimi fark ettim.
Bu durum oyunun mizah anlayışını da güçlendiriyor. Çünkü başarısız olduğunuz anlar sinir bozucu olmaktan çok komik hissettiriyor.

Özellikle kralın sedyeden yavaşça kayıp uçuruma düşmesi veya fizik motorunun beklenmedik tepkileri sonucunda havaya fırlaması kahkaha attıran anlar yaratabiliyor.
Kontroller oldukça basit tutulmuş. Her oyuncu kendi tarafını bağımsız şekilde kontrol ediyor. Karmaşık kombinasyonlar bulunmadığı için birkaç dakika içinde sisteme alışabiliyorsunuz. Asıl zorluk kontrollerde değil, bu kontrolleri diğer oyuncuyla senkronize kullanabilmekte yatıyor.
Oyunun en başarılı taraflarından biri de kayıt noktaları olmuş.
İlk başta çok daha acımasız bir yapı bekliyordum. Ancak kayıt noktaları oldukça dengeli yerleştirilmiş. Büyük bir bölümü geçtikten sonra tekrar en başa dönmek zorunda kalmıyorsunuz. Bu sayede deneme-yanılma süreci can sıkıcı hale gelmiyor.
Bu denge sayesinde başarısız olduğunuzda öfkelenmek yerine “Bir daha deneyelim.” demek çok daha kolay oluyor.
Bölüm tasarımlarının sürekli değişmesi de tekrar hissini azaltıyor.
Bazı bölümlerde sedyeyle ilerlemek zorundayken bazı alanlarda kralı kısa süreliğine tek başınıza taşımak daha mantıklı hale geliyor. Ancak bu kez de farklı sorunlarla karşılaşıyorsunuz. Çünkü kralı tek başınıza taşırken zıplayamıyorsunuz. Bir boşluğu geçmek istediğinizde kralı önce karşıya fırlatmanız, ardından kendiniz atlamanız gerekiyor. İlk başta oldukça garip gelen bu sistem zamanla oyunun en eğlenceli mekaniklerinden biri haline geliyor.
İki kişilik oynanış oldukça başarılı olsa da oyunun dört kişilik modu muhtemelen çok daha kaotik bir deneyim sunuyor. Dört oyuncunun aynı anda koordinasyon sağlaması zaten başlı başına zor bir işken işin içine ikinci karakterlerin de eklenmesi tam anlamıyla kontrollü bir kaosa dönüşüyor.
Görsel tarafta Hold Your King oldukça sade bir sanat tasarımı tercih etmiş. Karakter modelleri detaylı olmasa da okunabilirlik açısından başarılı. Platformların yapısı net şekilde görülebiliyor ve oyuncunun dikkatini dağıtan gereksiz efektler bulunmuyor.
Canlı renk paleti oyunun mizahi atmosferine katkı sağlarken animasyonlar da fizik motorunu destekleyecek şekilde hazırlanmış. Özellikle karakterlerin sendelemeleri, sedyenin sallanması ve kralın dengesini kaybetmesi oyunun komedi tarafını güçlendiriyor.
Ses tasarımı ise beklediğimden başarılı çıktı. Karakter efektleri, düşüş sesleri ve kralın tepkileri oynanışı destekliyor. Arka plandaki müzikler ise eğlenceli atmosferi korumayı başarıyor.
Teknik tarafta ciddi bir problemle karşılaşmadım. Performans genel olarak oldukça stabil çalışıyor. Ancak fizik motorunun doğası gereği bazen ilginç durumlar yaşanabiliyor. Sedyenin beklenmedik şekilde sıkışması veya fizik hesaplamalarının karakterleri farklı yönlere savurması tamamen ortadan kaldırılmış değil.
Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kayıt sistemi oldu. Genel olarak başarılı çalışsa da bazı durumlarda oyunun hangi kontrol noktasında olduğunuzu tam hatırlayamadığı anlar yaşanabiliyor. Çok sık karşılaşılmasa da geliştirilmesi gereken noktalardan biri olduğunu söyleyebilirim.

Oyunun en büyük eksisi ise içerik süresinin nispeten kısa olması. Bölümleri çözme hızınıza bağlı olarak yaklaşık beş ila altı saat içerisinde tamamlamak mümkün. Elbette tekrar oynanabilirlik ve arkadaş grubunu değiştirmek deneyimi uzatıyor ancak daha fazla bölüm görmek isterdim.
Yine de Hold Your King’in amacı yüzlerce saatlik devasa bir içerik sunmak değil. Arkadaşlarla birkaç akşam boyunca kahkaha atarak oynanabilecek eğlenceli bir co-op deneyimi oluşturmak ve bunu da büyük ölçüde başarıyor.
Sonuç olarak Hold Your King, fizik tabanlı oynanışı ve iletişim odaklı yapısıyla son dönemin en keyifli bağımsız co-op oyunlarından biri olmayı başarıyor. Basit görünen fikrini yaratıcı bölüm tasarımlarıyla destekleyen yapım, sürekli güldüren fizik motoru ve başarılı kayıt sistemi sayesinde oyuncuyu gereksiz şekilde cezalandırmadan eğlenceli bir meydan okuma sunuyor.
Özellikle arkadaş grubunuzla birlikte oynayabileceğiniz, stres yerine kahkaha vaat eden bir oyun arıyorsanız Hold Your King kesinlikle göz atmanız gereken yapımlardan biri. Bazen kralı taşımaktan çok onunla uğraşmak yorucu olsa da, oyunun en büyük eğlencesi de tam olarak bu oluyor.