-->
Yaratıcı müzik mekanikleri ve masalsı atmosferiyle öne çıkan Manairons, keyifli platform deneyimi sunsa da teknik sorunlar ve kamera problemleri yaşayabiliyor.
Bağımsız oyun dünyası son yıllarda oldukça yaratıcı projelerle karşımıza çıkıyor ve Manairons bu yaratıcı yapımlardan biri olarak dikkat çekiyor. 3D aksiyon-platform türündeki bu oyun klasik platform mekaniklerini müzik tabanlı bulmacalar ve folklor temasıyla birleştirerek kendine özgü bir kimlik oluşturmayı hedefliyor. Pirene Dağları’ndan ilham alan atmosferi, küçük büyülü yaratıkların dünyası ve hikâye odaklı ilerleyişi sayesinde Manairons ilk bakışta sade bir platform oyunu gibi görünse de oynadıkça derinleşen bir yapıya sahip oluyor ve uzun süre oynadığımda mekanik olarak klasik bir platform oyunu olmasına rağmen atmosferi ve yaratıcı fikirleri sayesinde sıradanlıktan kurtulmayı başardığını gördüm, ancak teknik bazı sorunlar ve zaman zaman zorlayıcı tasarım tercihleri oyunun kusursuz olmasını engelliyor.
Manairons’un hikâyesi masalsı bir tonla başlıyor ve oyunda Nai isimli küçük büyülü bir yaratığı kontrol ederek büyülü bir nesneden özgürlüğüne kavuşan bu karakterin dünyayı kurtarma mücadelesine tanıklık ediyoruz çünkü köyün huzuru bozulmuş, büyülü varlıklar zorla çalıştırılmaya başlanmış ve eski barış ortamı yerini karanlık bir düzene bırakmış durumda bulunuyor, hikâye klasik bir kurtarıcı temasını işlese de folklor öğeleri sayesinde daha özgün bir yapı kazanıyor ve özellikle karşılaşılan karakterler dünyaya kimlik kazandırarak oyunun masalsı atmosferini güçlendiriyor, ayrıca yan görevlerde anlatılan küçük hikâyeler dünyayı daha canlı hissettiriyor.

Oynanış tarafında Manairons üç ana unsur üzerine kurulmuş durumda bulunuyor ve platform bölümleri, bulmacalar ile savaş mekanikleri birbirini destekleyen bir yapı oluşturuyor çünkü oyuncu sürekli hareket halinde kalırken hem reflekslerini hem de düşünme becerisini kullanmak zorunda kalıyor, platform bölümleri zıplama, tırmanma ve engelleri aşma üzerine kurulmuş olsa da seviyelerin genellikle dikey tasarlanmış olması zamanlamayı daha önemli hale getiriyor ve bazı bölümlerde yapılan küçük hatalar oyuncuyu başlangıç noktasına geri gönderdiği için zorlayıcı bir deneyim ortaya çıkıyor, buna rağmen zor bölümleri geçmenin verdiği tatmin hissi oldukça güçlü kalıyor.
Oyunun en özgün mekaniklerinden biri müzik sistemi oluyor çünkü Nai’nin kullandığı flüt sadece bir araç değil aynı zamanda oynanışın merkezini oluşturuyor ve farklı melodiler çalarak bulmacaları çözmek, düşmanları etkisiz hale getirmek veya çevreyle etkileşime girmek mümkün hale geliyor, bu sistem oyuna çeşitlilik katarken klasik platform oyunlarından ayrılmasını sağlıyor ve özellikle yeni melodiler öğrendikçe açılan mekanikler oyuncuya ilerleme hissi veriyor ancak bazı bulmacalar fazla deneme yanılma gerektirdiği için tempo zaman zaman düşebiliyor.
Savaş sistemi platform mekaniklerine göre daha basit olsa da oynanışın monotonlaşmasını engelliyor çünkü düşmanlarla karşılaşmak oyuncuyu sürekli dikkatli olmaya zorluyor ve flüt kullanarak düşmanları uyutmak veya sersemletmek mümkün olurken bazı durumlarda doğru melodiyi doğru zamanda kullanmak gerekiyor, özellikle boss savaşları normal düşmanlara göre çok daha ilgi çekici tasarlanmış durumda bulunuyor çünkü her boss farklı bir mekanik sunuyor ve bazı boss karşılaşmalarında sadece refleks değil aynı zamanda bulmaca çözme yeteneği de gerekiyor.

Dünya tasarımı Manairons’un en başarılı yönlerinden biri olarak öne çıkıyor çünkü oyunun geçtiği köy ve çevresi keşfetmesi keyifli alanlardan oluşuyor ve fabrikalar, dağlık bölgeler, gizli alanlar ile farklı temalara sahip bölgeler oyuncuya sürekli yeni bir ortam sunuyor, keşif sırasında gizli bölgeler bulmak motivasyonu artırıyor ve bazı ödüller oyuncunun güçlenmesine yardımcı oluyor bu da keşfi anlamlı hale getiriyor.
Grafik tarafında Manairons renkli ve sevimli bir sanat tarzına sahip bulunuyor çünkü karakter tasarımları masalsı bir dünyaya uygun şekilde hazırlanmış ve ortamlar canlı renklerle oluşturulmuş durumda yer alıyor, özellikle büyülü yaratıkların tasarımları dikkat çekici görünürken görsel stil oyunun atmosferini destekliyor ancak teknik kalite her zaman aynı seviyede kalmıyor çünkü bazı dokular düşük çözünürlüklü görünebiliyor ve animasyonlar zaman zaman sert hissedebiliyor.
Kamera sistemi oyunun zayıf yönlerinden biri olarak dikkat çekiyor çünkü özellikle dikey platform bölümlerinde görüş açısı yeterli olmayabiliyor ve bu durum oyuncunun hatalar yapmasına neden olabiliyor, kontroller genel olarak iyi çalışsa da bazı tırmanma bölümlerinde hassasiyet sorunları yaşanabiliyor ve bu durum gereksiz tekrarlar yaratabiliyor.
Ses tasarımı oyunun güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor çünkü müzikler atmosferle uyumlu bir yapı sunuyor ve özellikle flüt sesleri oynanışın merkezinde olduğu için oldukça dikkat çekici duyuluyor, ortam sesleri dünyayı daha canlı hissettirirken müziklerin tonunun oyunun masalsı yapısıyla uyumlu olması deneyimi güçlendiriyor.

Zorluk seviyesi beklediğimden daha yüksek çıktı çünkü bazı platform bölümleri defalarca denemeyi gerektirirken bazı bulmacalar uzun süre uğraştırabiliyor ancak zor bölümleri geçmenin verdiği tatmin hissi oyuncuyu motive etmeye devam ediyor.
Oynanış süresi ana hikâye için ortalama 8 ile 12 saat arasında değişiyor ve gizli içeriklerle birlikte bu süre uzayabiliyor çünkü haritanın her köşesini keşfetmek isteyen oyuncular daha uzun süre oyunda kalabiliyor.
Genel olarak Manairons küçük ölçekli ama yaratıcı bir platform oyunu olarak öne çıkıyor çünkü atmosferi güçlü kalırken mekanikleri özgün bir deneyim sunuyor ve sanat tasarımı oyunun kimliğini destekliyor ancak teknik kusurlar deneyimi zaman zaman zayıflatabiliyor, buna rağmen platform türünü seven oyuncular için denemeye değer bir yapım ortaya çıkmış durumda bulunuyor.