-->
Forestrike, taktiksel refleks ve stratejiyi birleştiren, yoğun atmosferi ve zorlu düşmanlarıyla oyuncuyu sürekli tetikte tutan karanlık ve aksiyon dolu bir bilim-kurgu deneyimi.
Yüksek tempolu taktiksel çatışmalar, ağır atmosfer ve gergin kararlar arasında sıkışmış bir hayatta kalma deneyimi.
Forestrike, ilk duyurulduğunda birçok oyuncu gibi benim de dikkatimi çeken şey, oyunun türleri birbirine karıştırma biçimiydi. Ne tamamen bir taktiksel nişancı, ne tam anlamıyla bir roguelike, ne de klasik bir bilim-kurgu aksiyon oyunu… Forestrike, bütün bu türlerin kesişiminde kendine has bir ritim yakalayan bir yapım. Oynadıkça anladım ki oyunu tanımlayan şey, belirli kalıplara uymak değil; atmosfer ve taktiksel baskı altında alınan ani kararların oynanışa yön vermesi.
Geliştiricilerin “süreklilik hissi olan dinamik çatışma döngüsü” dediği sistem, aslında oyunun ruhunu oluşturuyor. Dakikalar ilerledikçe dünya üzerimize çöküyor, çevre küçülüyor, düşmanlar karmaşıklaşıyor ve bir anlık hatanın bile telafisi olmuyor. Forestrike tam da bu yüzden oynaması inanılmaz tatmin edici bir oyun: risk, sürekli karar verme baskısı ve anın adrenalini, neredeyse her saniye aktif.

Forestrike’ın evreni, yıkım sonrası bilim-kurgu atmosferini yerleşik bir biçimde hissettiriyor. Haritalar, ağır sis ve neon ışıklarıyla kaplı; çevresel tasarımda her şeyin eskimiş, aşınmış ve savaşla yoğrulmuş olması oyuncuyu sürekli tetikte tutuyor.
Oyunun hikâyesi minimal anlatım üzerinden ilerliyor. Uzun sinematikler yok, uzun metinlerle boğulmuyorsunuz. Bunun yerine dünya kendi kendini anlatıyor:
Yıkık binalar, başarısız operasyonların kalıntıları, terk edilmiş ileri karakollar ve düşmanların bıraktığı izler… Keşfettikçe parçaları birleştiriyor ve “ne oldu?” sorusunun cevabını yavaş yavaş kafanızda kuruyorsunuz.
Hikâyenin bu “çevresel anlatım” yöntemi, özellikle taktiksel aksiyon türünde çok güçlü işliyor çünkü atmosferin ağırlığını hiç bölmüyor.
Forestrike’a başladığınız anda oyunun sizden beklediği şeyi hemen hissediyorsunuz: agresif ama dikkatli olacaksın.
Tamamen saldırgan bir oyun tarzı sizi birkaç dakika içinde öldürüyor. Aşırı temkinli oynarsanız da düşman dalgaları kontrol dışına çıkıyor. Yani oyunun ritmini hissetmek zorundasınız.
Oyunda kontrol tamamen sizde değil. Evet, karakterinizi yönetiyorsunuz ama düşmanların hareketleri, çevresel tehditler ve dinamik olaylar sizin planlarınızı sürekli bozuyor. Harita üzerindeki koridorlar, dar geçitler, yüksek zeminler ve kapan tarzı noktalar ölümcül önem taşıyor.

Bir noktadan sonra “siper alma” konusunun oyunun ana ekseni olduğunu fark ediyorsunuz.
Siperin arkasından çıkacağınız an, değişim yaratıyor. Bu hissi veren oyun sayısı çok azdır ve Forestrike bunu oldukça başarılı yapıyor.
Forestrike’ın en güçlü yönlerinden biri, yetenek ve silah gelişiminin tamamen oynayış tarzınıza göre biçimlenmesi. Her run boyunca farklı silah kombinasyonları deneyebilir, karakterinizin rolünü şekillendirebilirsiniz.
O kadar fazla farklı kombinasyon var ki oyunu 20 saat oynasanız bile hâlâ yeni bir şey denemeye devam ediyorsunuz.
Forestrike’ın en şaşırtıcı noktası yapay zekâ davranışları. Düşmanlar “basit saldıran hedefler” gibi değil; sizi sarmak, köşeye sıkıştırmak veya açık alanda yakalamak için pozisyon değiştiriyorlar.
Bazı düşmanlar geri çekilip tuzak kuruyor, bazıları ise saldırılarını sizin yeteneklerinize göre şekillendiriyor. Bu davranış oyunu hem zorlaştırıyor hem de inanılmaz keyifli hale getiriyor çünkü kendi hareket tarzınızın sürekli evrim geçirmesi gerekiyor.
Forestrike’ın en heyecanlı bölümleri hiç tartışmasız boss dövüşleri. Boss’lar büyük, mekanik ve grotesk tasarımlara sahip.
Her biri farklı taktik gerektiriyor:
Boss savaşlarının güzelliği, sadece refleks değil, harita farkındalığı gerektirmesi. Etrafınızdaki her objenin önemi var: kapılar, bariyerler, patlayıcı variller ve yüksek zeminler savaşın gidişatını değiştirebiliyor.

Forestrike’ın ses dünyası oyunun yarısına yakın etkiliyor. Düşman seslerini duyarak pozisyon alıyor, yaklaşan tehditleri tahmin ediyor ve haritanın yapısını anlamlandırıyorsunuz.
Müzikler tempoya göre evriliyor:
Bu “ritim değişimi” oyunu oynadığınız anı daha canlı hâle getiriyor ve adrenalini yükseltiyor.
Forestrike zor bir oyun. Bu açıdan herkes için uygun değil.
Fakat zorluk adil hissettiriyor. Oyunda öldüğünüz her an “Şurada hata yaptım.” diyebiliyorsunuz. Dolayısıyla başarısızlık bile tatmin verici.
Ancak yeni başlayanlar için erken bölümlerin bazı kısımları oldukça sert olabilir. Bu noktada oyunun “deneyim kazandıkça açılan kalıcı yükseltme” sistemi devreye giriyor ve ilerlediğinizde oyun daha dengeli hâle geliyor.
Oyun genel olarak stabil çalışıyor ancak bazı bölümlerde:
gibi nedenlerle FPS dalgalanmaları yaşanabiliyor.
Ağır atmosfer için kullanılan partikül yoğunluğu zaman zaman ekranı boğabiliyor. Özellikle düşük donanımda bu durum hissediliyor.

Forestrike, hızlı refleksleri taktiksel düşünceyle harmanlayan türde bir oyun arayanlar için adeta biçilmiş kaftan. Keskin atmosferi, karanlık bilim-kurgu dünyası, yoğun çatışmaları ve son derece tatmin edici taktiksel oynanışıyla kendine özgü bir kimlik oluşturmayı başarıyor.
Oyun mükemmel mi? Hayır.
Bazı teknik sorunları, zorluk eğrisindeki sert sıçramalar ve yoğun efekt kullanımının zaman zaman ekrana aşırı yüklenmesi onu kusursuz bir yapım olmaktan uzaklaştırıyor.
Ama Forestrike’ın yaptığı bir şey var:
Oyuncuyu sürekli tetikte ve oyunun içinde tutmak.
Ve bu, çoğu modern aksiyon oyununda bulamadığımız bir özellik.