Metal Gear Survive İnceleme

Metal Gear Serisine Yeni Bir Bakış Açısı…

Metal Gear efsanesini başından sonuna takip etmiş arkadaşlara daha şimdiden derin bir ” off ” çektirmiştir. Efsaneye henüz tanık olmamış ya da kıyısından köşesinden takip edebilmiş olanlar için önemli bir uyarı ” Bu bir Metal Gear Solid oyunudur, FPS oyunları ve türevleri ile kıyas kabul etmez ! “. Peşin peşin söylemek lazım ki, Metal Gear serisinin hayranları için üzücü bir durum olduğunu kabul edebiliriz. Yılların, geniş çaplı hikayeyle bezeli, gizlilik ve aksiyon oyunu tepetaklak ediliyordu. Gelen tepkilerin anlayışla karşılanması gerekiyor. Nihayetinde Metal Gear Survive; serinin adını taşıyan, farklı bir oyun. Bu nedenle yazının devamında seriye değil, oyuna odaklanmak daha doğru olacaktır. Neticede, inceleme yazısını yazdığımız oyununu alacaklara, serinin diğer oyunlarını oynama şartı sunulmayacak.

Metal Gear Survive oyununda da Konami şirketinin, son yılların popüler oyun türlerinden olan hayatta kalma türüne geçiş yaptığını görüyoruz. Değişim kararı, serinin hayranları için olumsuz ama diğer video oyunlarını seven kitleler için sevindirici bir karar olabilir. Eğer geliştirilen oyunun sürükleyiciliği olursa, oyuncuyu eğlendirebiliyor ve oynarken uzun süre geçirmesini sağlıyorsa, satış rakamları, eskisinden bile iyi olabilirdi. Tabii tüm bu saydığımız özelliklerin, tatminkar bir biçimde oyuna yansıtılması şartıyla başarı gelebilirdi.

Oyunun hikayesinin çok etkileyici olduğunu söyleyemeyiz. Eski Metal Gear oyunlarındaki detaydan yoksun bir hikaye mevcut. Yalnızca, Metal Gear Survive için bir zemin hazırlamak için yerleştirilmiş gibi duruyor. Üzerinde çalışıldığını inkar edemeyiz, ara ara bolca diyalog içeriyor ama gereksiz olduğu hissediliyor. Anlaşılan Konami geliştirme ekibi, oyun türünü değiştirirken, hikaye eklemeden olmaz demiş ve diğer oyunlarla bir bağlantı kurmak istemiş olabilir.

Hikayeye göre; Mother Base’de açılan soluncan deliğinden geçerek farklı bir alana düşer bir askeri canlandırıyoruz. Askerimizin adı yok çünkü biz karar veriyoruz. Karakter oluşturma ekranından ismiyle birlikte, cinsiyetinden, Surat detaylarına kadar dilediğimiz karakteri oluşturmamıza izin veriliyor. Yaptığımız ayarların ardından, ölü müyüz diri miyiz derken hayatta kalma mücadelemiz başlıyor. Goodluck kod adlı bir adamdan direktifler aldığımızı ve onun yönlendirmesiyle hareket ettiğimizi görüyoruz. Bu adamın kanımıza bir etki yaptığını öğreniyoruz. Enfeksiyonlara karşı bir tedavi bulmak adına, alternatif boyuta geçerekvazifemize başlıyoruz. Bundan sonrasında hikaye devam ediyor ama oyunun türü hikayenin önüne geçiyor.

 

 

Metal Gear Survive, son yıllarda gördüğümüz en uzun alıştırma bölümlerinden bir tanesini içeriyor diyebiliriz. Yaklaşık 4 saat civarında yaşanılan deneyimlerle oyunda neler yapacağımız öğretiliyor. Bu öğretme aşaması; verilen görevleri yerine getirmemiz yoluyla adım adım yaptırılıyor. Oyuna alışma adına faydalı ama uzunluğuna baktığımızda aşırı bunaltıcı olduğunu söyleyebiliriz. Giriş ve alıştırma bölümleri ile Metal Gear serisinin devam ettiği izlenimi verilmeye çalışılmış olabilir ama sabır isteyen bir etkisi var.

Metal Gear Survive, kabul etsek de etmesek de bir Metal Gear oyunu ama diğer pek çok farklı oyunu anımsatan özelliklere sahip. Giriş bölümündeki ilk 45 dakikanın yaklaşık 35 dakikasının, hikayeyi anlatan sinematiklerden oluştuğunu gördüğümüzde, tamam diyoruz. Bu oyun, serinin özelliklerini koruyan, detaylı hikaye anlatımına sahip bir oyun olduğu sanılıyor. Oyunda karakterimizi yönetmeye başladığımda, üzerimize gelen zombileri görünce başka bir oyun aklımıza geliyor ve, “Aaa, oyun Dead Space gibi olmuş.” diyoruz.

Gerçekten de alıştırma bölümünün ilk dakikaları ilk iki Dead Space oyunlarının atmosferini hissettiriyor. esas karakterin ağır hareketleri, yetersiz cephanemiz ve korkutucu düşmanların bulunduğu dar koridorlarda gezerken, Dead Space oynama duygusu yaşadım ama çok kısa sürdü. Biraz daha ilerledikçe, Resident Evil serisinin, Tekrar ilk oyunlarını oynuyormuş gibi biz izlenim edindirdi. Zombiler vardı, hareketlerimiz Tekrar yavaştı, kısıtlı cephanemizle avcılık yapıyorduk ama asıl oyunun böyle olmadığı da kısa süre sonra belli oluyor.

Bundan önce defalarca denenen, zombi istilasında kaldığımız bir hayatta kalma oyunuydu Metal Gear Survive ama bana başka bir oyunu daha hatırlatıyordu. Normalde uzaktan yakından alakası olmadığını söyleyebiliriz ama tür olarak Metal Gear Survive oyununu en çok benzettiğim oyun Plants vs. Zombies oldu. Hem de üç boyutlu olan Plants vs. Zombies: Garden Warfare oyunlarına değil, 2 boyutlu olan ilk versiyonlarına benzetmiştim. Temelde aynı türdeler. Topluyor, üretiyor, geliştiriyor, engel koyuyor ve arkasından zombilerin ulaşmasını engellemek için atış yapıyoruz.

 

 

Amacımız belirttiğim gibi, ilginç biçimde Plants vs. Zombies oyunlarıyla aynı. Temelde kampımızı korumalı ve hayatta kalmalıyız. Hayatta kalmak deyip geçmeyelim, oyunda yapacağımız en ufak yanlış hamle ile hayatımız riske giriyor. Hayatta kalmak için ilk aşamalarda, canlı hayvanları avlamak ve pis suları şişelerimize doldurmamız lazım.

Oyunun bazı anlarında, Aş ve su barımın azalmasından ötürü, işi gücü bırakıp, koyunların peşinde koştuğum zamanlar çok oldu. Serinin temel özelliği olan gizlilik kavramı burada geçerli. Hedeflere giderken acele ederseniz dakikalarca sizden kaçan hayvanların peşinde koşabilirsiniz. Su ve hayvanlar gibi hayatta kalma içerikleri, belirli bölgelerde sürekli bulunuyor ama bir oraya gir bir zombilerle uğraş derken çok fazla gereksiz vakit geçiyor.

Topladığımız içerikleri, kampımızda bulunan Aş pişirme alanında işleyebiliyoruz. Envanterimize eklediğimiz ürünlerimizi dilediğimizde tüketebiliriz ama kısa sürede açlık sıkıntısına girdiğimizden öyle keyifli bir yanı kalmıyor. Olayı tam kavrayamadığım zamanlarda, tam görevi tamamlayacakken, açlıktan öldüğüm oldu. Oyunda kamptan uzaklaşırken, açlık ve susuzluğunuzu yüzdelerinizi kontrol etmeniz şart. Eğer envanterinizde yeterli yiyecek ve içecek yoksa yolda kalabilirsiniz.

Haydi bir yolunu bulduk, hayatta kaldık diyelim, ne yapacağız? Çalışacağız ve üreteceğiz. Oyunun esas mekaniklerinden bir tanesi de üretim ve geliştirme mekanikleri. Üç temel üretim barımız bulunuyor. Buralardan birincisi; alet, engel ve tuzak üretmemize ve geliştirmemize yarıyor. Özellikle kamp alanında kullanacağımız engelleri, geliştirme barlarını, lazım olan pek çok aletin üretimi bu barlarda yapılıyor. Bunlar arasında kullanacağımız tuzaklar ve bombalar da var. Ne kadar çok materyal toplarsak, o kadar çok üretim yapabiliyoruz.

 

 

İkinci barımız, giysi ve donanımlarımızın üretim ve gelişimini sağlıyor. Üzerimize alabileceğimiz çeşitli giysileri, gereksinim duyduğumuz donanımları buralarda üretebiliyoruz. Üçüncüsü ise silah üretim barımız. Seviyemiz ilerledikçe ve yeterli parçaları topladıysak silah üretimimiz bu masalarda gerçekleşiyor. Üretim barlarının, aynı zamanda tamir gibi farklı özellikler için de kullanılacağını söyleyebiliriz.

Kampımızda bulunan önemli noktalardan bir tanesi de, karakter gelişimini gerçekleştirdiğimiz kabinler. Buradan, ilk etapta gelen Wanderers isimli zombileri öldürerek topladığımız Kubon enerjileri vasıtasıyla seviye atlıyoruz. İleride farklı zombi çeşitleri de geliyor ama oyunun esas düşmanı Wanderers diyebiliriz. Gelişen her seviyeyle birlikte, üretebileceklerimizin sayısı artıyor. Yeni içeriklerle daha güçlü bir duruma geçiyoruz. Unutmadan ekleyelim, kampımız için Tekrar Plants vs. Zombies bir yapıyla engellerimizin ve üretim alanlarımızın yerlerini değiştirebiliyor, taktiksel dizilim yapabiliyoruz.

Açıkçası oyunun; sabır sahibi olan, detaylarla uğraşmaktan hoşlanan oyunculara daha uygun olacağını söylemek gerekiyor. Oyunda fazlaca içerik bulundurmak istenirken, karmakarışık bir sistem sunuluyor. Tamam, bu içerik yoğunluğu yavaş yavaş, görevler vasıtasıyla işleniyor ama sıkıcı olabiliyor. Oyunun eğitim aşaması, vasat bir tek kişilik oyundan uzun sürebilir eğer tez kavrayamazsanız. Ayrıca oyundaki kayıt sisteminin de oyuncu dostu olmadığını söyleyebilirim. Dünya kadar yol kat edip gittiğiniz bir bölgede ölürseniz, kampınızdan başlıyorsunuz. Bir daha aynı yolu, belki aynı ara sahneleri izlemeniz gerekiyor.

Eğlenceli mi derseniz, o da değil, açsam da oynasam gibi bir his vermedi. Karakter animasyonları da çok zayıf kalıyor. Vuruş hissini tam alamıyor, savaş anlarında kontrolü sağlamaya çalışmak eğlenceyi engelliyor. Belki bazı animasyon ve şavaş mekaniği sorunları, Dark Souls benzeri oyunları sevenler için beğenilen bir özellik olabilir diyeceğim ama devamı gelmiyor. Düşmanların Suni zekası da bir yerden sonra kendisini tekrarlıyor. Oyunun, hem isminin hakkını verme isteği hem de pek çok oyun türünü karıştırayım derken dengeleri sağlayamaması, vermesi gereken eğlenceyi beraberinde götürüyor. Daha fazla kişiye ulaşma isteği ile çoğu oyundan örnekler alan Metal Gear Survive oyunu, nerede duracağını bilemediği görülüyor. Bir oyun türünü seven insan başka bir türden nefret edebilir. Oyunda bu sevilen ve sevilmeyen özelliklerin bir arada olma oranı çok yüksek olunca, karmaşa da beraberinde gelebiliyor.

 

 

Bir çok tür karıştırılırken, oynanış süresi de ister istemez uzuyor. Ne yazık ki oyuna, aman ne güzel, saatler alan bir yapım olmuş diyemiyoruz. Sevenler muhakkak olacaktır ama çok fazla vakit öldürüyor. Ayrıca çeşitlilik ne kadar fazla olursa olsun, sürekli aynı rutinle uğraşıyoruz. Görev yapıyor, parça topluyor, zombi öldürüyor, yaşamak için gerekli maddelere ulaşıyor sonrasında da kampımızda düzenlemeler ve geliştirmelere girişiyoruz. Sürekli aynı döngü devam ediyor. Sıkılmayan, keyif alan oyuncular bile bir yerden sonra oyunun tekrara düşmesi sebebiyle sıkıntı yaşayabilir.

Oyunlarda öyle çok etkileyici grafikler arayan birisi değilimdir. Biraz özen ve detay olan bir oyunun grafiklerine hayran kalabilirim. PlayStation 3 oyunlarında bile ağzımın açık kaldığı yerler sıklıkla olmuştu ama Metal Gear Survive, vasat bir PlayStation 3 oyuna bakıyormuş hissi oluşturdu bende. Belki oyunun büyük bir kısmı çöl ortamında geçtiğinden dolayı böyle görünüyor diye düşündüm ama iç mekanlar da aynı tutuklukta.

Kısaca oyunun grafikleri heyecan vermemekle beraber eski nesil konsollarda oyun oynar gibi hissettiriyor. Çok kötü veya rezalet değiller ama son yıllarda çıkan oyunlara bakıldığında yetersiz kalıyor. Grafiklerde detaylara rastlanmıyor, gölgelendirmeler öylesine yapılmış gibi, aydınlatma sorunlu. Seriye bağlı kalayım derken, Metal Gear Survive oyununun Ova karakterlerini eskisi gibi bırakarak nostalji yaşatmak istemiş olabilir ama onlar bile oyunu daha eski hissettirmekten başka yarar sağlamıyor.

Seslere gelirsek, yönetim eder diyebiliriz. Öyle aşırı derecede keyif vermese de rahatsız da etmiyor. Serinin eski uyarı ve menü seslerini duyuyoruz. Karakter ve düşman sesleri için vasat bir seviyede denebilir fakat bu sesler de günümüz oyunlarını düşündüğümüzde zamanın biraz gerisinde kalıyor. Oyunun sesleri, çıkışını gerçekleştirdiği yıllarda Resident Evil 2 oyununun verdiği etkiden çok uzakta.

 

 

Şimdiye kadar yapılan tanıtımlarda Metal Gear Survive için eşli oyuncu modu ön plana çıkarılmıştı. Oyunun tam sürümünde; eşli oyuncu modunda, tek kişilik senaryo modu ile birlikte ilerleniyor. Her iki oyun modunda yapılan ilerleme, tek bir hesaba kaydediliyor. Yani senaryo modunda ilerleyerek, eşli oyuncu moduna etki ediyoruz. Oyunu algılamak ve daha başarılı maçlar çıkarmak için bir süre tek kişilik modda ilerlemekte fayda var.

Eşli oyuncu modunda, bölümler halinde gelen zombi akınlarına karşı, takım arkadaşlarımızla mücadele ediyoruz. Öncesinde tüm takımımız, toplayabileceği kadar parça topluyor. Birlikten kuvvet doğar diyerek kampımızı savunuyoruz.  Eşli oyuncu moduna girmek istediğinizde, oyuncu azlığından ötürü sıkıntı çekebileceğinizi ekleyelim. Dakikalarca oyuna bağlanamama durumları görünüyor, istenilen sayıda oyuncu bulmakta zorlanılabiliyor.

Oyunun fiyat ve oynanış süresini oranlarına gelirsek, biraz karışık bir durumun söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Oyun, yukarıda belirttiğim gibi gereksiz biçimde uzun sürebilir ama neticede uzun süre Metal Gear Survive oynanabilir. Özellikle eşli oyuncu moduyla bu oynanış süresi daha da uzayacaktır. Öte taraftan oyunun fiyatı, eğer oynanabilirse vasat AAA kalitedeki oyun fiyatlarına göre uygun sayılabilir ama oyun bir AAA oyun mu diye sormak gerekebilir. Diğer taraftan, diğer hayatta kalma oyunlarına göre fiyatının fazla olduğunu da söyleyebiliriz.

 

kinguin_badge_WHITE

Oyunu Satın Almak İçin Tıklayın

 


Yorum Yazın

Connect with Facebook