Shadow of the Colossus İnceleme

Masalsı Bir Yolculuk…

PS2’nin son dönemlerde gelmiş ve eşsiz saatlere başlangıcı olmuştu Shadow of the Colossus. Sonrasında PS3 lerimize Team Ico HD Collection olarak tekrar merhaba diyen yapım. Ps4 ile bir kez daha beğenimize sunuldu ama nasıl bir sunulma baştan aşağı değiştirilmiş grafikler ve sesler, oyun gerçekten çok güzel olmuş. Grafikleri günümüze öyle güzel uyarlanmış ki, daha önce Shadow of the Colossus’u bilmeyen birine gösterseniz bugün piyasaya çıkmış yeni bir oyun olduğunu iddia edebilir. Oyun boyunca ben hiçbir sorunla da karşılaşmadım, performans olarak yağ gibi aktı diyebilirim.

Oyunun detaylarına gelecek olursak Shadow of the Colossus ”sadelik” kavramına yeni bir boyut katıyor. Günümüz gösteriş meraklısı çoğu oyuna ders olacak nitelikte Shadow of the Colossus’u gerçekçi ve çarpıcı kılan da bu sadelik. Kahramanlarımızın dertleri ve amaçları belli, hikaye boyunca onları kovalıyoruz.

 

 
Shadow of the Colossus, görsel dokusu kendi dünyasını kusursuz bir şekilde inşa etmeyi başarıyorlar. Gerçekçi, soluk tonlara sahip bir dünyadayız. Canlı renklere yer yok burada. Çarpıcılığını da bu karamsar görselliğe borçlular, bunu hemen belirtelim. Umut üzerine kurulan hikayeleri hep sallantıda tutmayı başaran dünya, sizi kısa sürede sarıp sarmalayacak.

Karakter tasarımları muhteşem. Wander. Genç ama güçlü bedeni, kılıcı ve oku ile meydan okumaya gayet hazır. Beden animasyonları ise Ico’ya yakın bir çizgide; seri, hızlı ve güçlü. Atımız Agro ise iyi animasyonları sahip. Animasyonlar olabildiğince kuvvetli ve yaşını belli etmemek için elinden geleni yapıyor. Colossi (öldürmek zorunda olduğumuz devler) tasarımlarını anlatmak ise mümkün değil. Her bir colossi kendine has tasarımıyla büyülüyor sizi. Öldürmeye kıyamayacak duruma gelebilirsiniz, aman dikkat. Doğa ananın yarattığı bu çok özel varlıkları aynı özenle tasarlamış.

 

 

Mekan tasarımları ile büyülüyor. Geniş bir haritaya sahibiz. Açık alanlarda at sürüyoruz ancak öldürmek zorunda olduğumuz her colossi, kendine has mekanlarda saklanıyor. Bu da uzun hikaye boyunca tazeliğin korunmasını sağlıyor. Terkedilmiş tapınaklar, yeraltı sularının gökyüzüne fışkırdığı kaynaklar, karanlık mağaralar, su altında kalmış şehir gibi pek çok farklı mekanda devlerin izini süreceksiniz Shadow of the Colossus’ta. Mekanlardaki detaylar net ve belirgin, colossilerin detayları ise tarifsiz. 100 metre ileride yürüyen ve sizi zor da farkeden colossinin dönüp fırlattığı bakışın kalp atışlarınızı hızlandırmaması imkansız. Shadow of the Colossus dinamik ışıklandırmayı daha az kullanıyormuş gibi gözükebilir, aman yanılgıya düşmeyin. Açık arazide güneş ışınlarının aydınlattığı tepeleri, tapınakları gördüğünüzde, ışık vurunca ufak ampülleri yakmışçasına aydınlanan su birikintilerine adım attığınızda yanıldığınızı anlayacaksınız.

 

 

PlayStation 4 Pro kullanıcıları, iki oyun seçeneğinden yararlanacak. Görüntü kalitesine vurgu yapan ve 4K HDR ekran sahipleri için, 30 fps hedefleyen harika dinamik 4K görüntüye sahip Sinematik. 4K TV olmaksızın, sinematik modda çalışan PS4 Pro kullanıcıları, 1440p renderleme hedefi ile üretilen yerel 1080p görüntü elde edecekler. Bu ise, daha az kenarlarda daha az kalıntı ile daha pürüzsüz görüntü ile sonuçlanıyor. 60 fps hedefleyen son derece akıcı bir kare hızı sunan Performans. Özellikle Shadow of the Colossus’da bu özelliğin faydalarını göreceksiniz çünkü tırmanma temalı colossi çarpışmalarında olaylara net bir şekilde konsantre olmanız gerekiyor. Kontrollerdeki aşırı keskinlik sizi zor durumda bırakacak ancak oyun zevkinize limon sıkacak boyutlarda da değil. Yani sizi bezdirecek kadar sorunlu kontrollerle karşılaşmayacaksınız, hemen asmayın yüzünüzü.

 

 

Shadow of the Colossus ise görselliği ve taşıdığı ruh ile tamamen farklı bir oynanabilirlik inşa ediyor. 16 tane colossiden başka düşmanımız yok oyunda, onları da tam olarak düşmandan sayamıyoruz. Çoğu 10 katlı bina boyundaki colossilere tırmanmak, başarıya giden ilk yol. Her devin bir zayıf noktası var ve bu noktaları bulup devasa bedenlerinde yer alan kalın tüylere tutunuyoruz. Ardından zorlayıcı bir tırmanma süreci bizi bekliyor. Tutunma eylemi esnasında ekranın sağ alt köşesinde yer alan sarı halka daralmaya başlıyor. Halka tamamen tükendiğinde Wander’in tutunacak gücü kalmıyor ve düşüyor. Böylece tüm süreç yeniden başlıyor.

 

 

Bu özellik size taktik yapma zorunluluğu getiriyor. Eğer colossinin bedenindeki çıkıntıları ve platformları iyi değerlendirirseniz, halkanızı tekrar dolduracak şekilde ayakta kalabilir, ardından tırmanmaya devam edebilirsiniz. Ardından devin en zayıf noktalarını, mavi ışıklı dövmeleri bulmanız gerekli. Bunları bulduğunuzda ise kılıcınızı çekip öldürücü darbeleri vurmaya başlıyorsunuz. Güçlü 3-4 darbenin ardından colossiyi  yere serecek ve sevgilinizi hayata döndürmeye bir adım daha yaklaşacaksınız. Bu darbeleri vururken oyun tek kelimeyle zirve yapıyor, epik müzikler eşliğinde can acısıyla devinen colossinin tepesinde tüyleriniz ürperiyor. Shadow of the Colossus. Size geniş bir harita sunuyor ve devlerin yerini belli eden kılıcınızı takip ederek gitmeniz gereken yeri kendi başınıza keşfetmelisiniz. İlk colossilerin yerleri basit ancak oyun ilerledikçe yerlerini tespit etmek güçleşecek ve sıklıkla kaybolacaksınız. Neyse ki gayet seri bir ata, yani Agro’ya sahipsiniz. Kaybolmayı dertmeden haritayı hızlıca keşfetmenize izin veriyor sadık atınız. Shadow of the Colossus ise otomatik save sistemine sahip. Devirdiğiniz her colossinin ardından oyun otomatik olarak gerçekleştiriyor kayıt işlemini. Her dakikasını dolu dolu geçirten 12-13 saatlik bir oyun sunuyor.

 

 

Ses efektleri de minimum seviyede tutulmuş. Gücünü sadelikten alıyor, olumsuz gözüken özellikleri artıya çevirmeyi büyük bir yetkinlikle başarıyor. Colossilerin zayıf noktalarına kılıcımızı sokarken bizi havaya sokacak efektler hayat buluyor, Agro ile koşarken çıkan nal sesiyle iyice atmosfere giriyoruz. Müzikler eşsiz, ensenizden tutup oyunun içine atıyorlar sizi. Giriş müziğinden etkilenmemek imkansız. Zirve anları ise SotC’un colossi karşılaşmalarında ortaya çıkıyor. Devleri yere devirme anlarında orkestral besteler tam anlamıyla epik bir hal alıyor. Zevk içinde ağlarken bulabilirsiniz kendinizi. Oyun Türkçe altyazı ve menü seçenekleriyle geliyor. Oyunu daha önceden oynadıysanız yeniden ne kadar oynamak istediğinizi incelememizi okuyarak karar verebilirsiniz.


Yorum Yazın

Connect with Facebook