Need for Speed: Payback İnceleme

Hızlı ve Öfkeli Bir Yarış…

Bir zamanlar yarış tutkunlarını ekrana bağlayan bir oyun vardı, adını söylerken bile insanın içinde acayip bir hız yapma tutkusu beliriyordu. Evet, bir zamanların efendisi Need for Speed’ten bahsediyorum.  Araba yarışları tutkunları için çok şey ifade eder NFS serisi. Hatırlarım o eski püskü bilgisayarlarımızda buz üstünde kayar gibi ilerleyen serinin ilk oyunlarını ne heyecanla oynardık. O zamanlar hasar nedir bilmezdik. Son sürat istediğimiz duvara çarpar sonra lastik top gibi yola geri dönerdik. Gerçekçilikten çok uzaktı ilk başlarda otomobil yarış oyunlar. Tabi yıllar geçtikçe önce hasar sistemi geldi, daha sonra araçların parçalarına müdahale etmeler ve işin içine polislerin girmesi. Eski güzel günlerini arayan ve aratan NFS, son oyunuyla sahnede… Oyunun sürücü koltuğunda yeni bir stüdyo olan Ghost Games bizleri karşılıyor her ne kadar yeni bir stüdyo olsa da ekibin büyük bir kısmı araba yarışlarında tecrübeli.  Need for Speed: Payback bakalım beklentileri karşılayan bir oyun olmuş mu dilerseniz incelemeye geçelim efendim…

 

 

Öncelikle Need for Speed: Payback iyi bir hikâyeden yoksun. İsim olarak çok güzel anılar hafızamızda canlanıyor. Aslına bakarsanız bu hikâyenin üzerine oldukça iyi girift senaryolar yazılabilir. Kimsenin “Hızlı ve Öfkeli filminin kopyası olmuş” diyemeyeceği özgün bir kurgu tasarlanabilirdi. Hadi özgünlükten geçtim daha eğelenceli bir hikâye de olurdu ama hikaye başımızdan büyük bir işe bulaştık, şimdi kartel peşimizde hikayesi olmuş. Oyun başlıyor ve siz fıstık gibi bir son model araçla kovalamacaya başlıyorsunuz. Oyunun başında The House adındaki bir kartel için, Fortune City şehrinde bir kumarhane sahibinin arabasını çaldıktan sonra The House tarafından sırtımızdan bıçaklanıyoruz. Bu olay, ana karakterlerden birinin evinin patlatılmasına kadar uzanınca, arabayı çaldığımız elemanla birlikte The House’ı aşağı indirme planı yapmaya başlıyoruz. Ana karakterlerden biri dedim, çünkü ekibimiz 5 kişi ve bunların 3’ünü değişmeli olarak kontrol ediyoruz. Tyler Morgan, ekibin hızlı yarışçısı rolünü üstlenirken; Sean McAlister işin off-road ve drift kısmıyla ilgileniyor. Gizemli kadın Jessica Miller’sa tayfanın kaçış ustası ve kavga gürültücüsü. Oluşturulan hikaye kopukluğu daha en baştan kendini hissettiriyor ve oyunun sonuna kadar da bu böyle devam ediyor. Oyunun sonu demişken bunun için çok zaman sarfetmiyorsunuz. Zira oyun oldukça kısa bir hikayeye sahip.

 

 

Hikâye bakımından vasatın altında olan Need for Speed: Payback oynanıştaysa fena değil. Sürüş dinamikleri tahmin edileceği gibi arcade şeklinde hazırlanmış. Arabanın yol üzerindeki ağırlığını ve hız hissini sonuna kadar hissedebiliyorsunuz. Sürüş dinamiklerinin altından başarılı bir şekilde kalkan Ghost Games, oynanışa getirdiği yeniliklerle kendini farklı kılmayı da başarmış. Oyunun yapay zekâsı bizden alkışı alamıyor. Şehir merkezinden, çöle kadar farklı bölgelerde farklı yarışlara girme şansınız var. Yarışta herkes kendince bir şeyler yapmaya çalışıyor, önündeki solamaya gayret ediyor ya da onu yol dışına itmek için uğraşıyor. Sıralamanın değişkenlik içerisinde olduğunu göreceksiniz siz de. Aynı şekilde size karşı tutumlarında da ileri seviye yapay zekayı görebilirsiniz, geçmeye çalıştığınızda önünüzü kapatıyorlar, virajları içten almanızı engellemek istiyorlar ve arkanızdaysalar agresif bir sürüş sergiliyorlar. Drift, drag, speed gibi farklı yarış kategorilerinden görevler de oyunun haritasına dağıtılmış durumda. Bir kategoride yarışmak için o kategoriye ait arabaya sahip olmanız gerekiyor. Arabayı aldıktan sonra, diyelim ki drag yarışlarına katılacaksınız, o yarış liginin patronuyla korkunç bir ara sahne eşliğinde birbirinize meydan okuyorsunuz.  Need for Speed: Payback yarış oyunu olmasına rağmen o heyecanı bir türlü hissettiremiyor. Zaten bölümlerdeki görevler aksiyona oldukça kaçtığında nasıl bir türle karşı karşıya olduğunuzu tam kestiremiyorsunuz. Yarış dinamikleri açısından baktığınızda bazı hatalar sinirlerinizi bir hayli bozuyor.

 

 

Oyunun oldukça gelişmiş olan çoklu oyuncu modu sayesinde adrenalin zirve yapıyor. Her şeyden önce oyunun ana haritası çok güzel tasarlanmış. Sokakların tasarımı, engeller, yan yollar, otobanlar v.s. kısacası her detay ustalıkla düşünülmüş. Bu durum en güzel etkisini de oyunun çoklu oyuncu modunda gösteriyor.  Ana senaryosuyla sınıfta kalan yapım çoklu oyuncu modlarının gelişmişliği ile durumu kurtarıyor. Şimdiye kadar kurgu ve oynanışla ilgili serzenişte bulunduğum Need for Speed: Payback, teknik detaylar bakımından kesinlikle çok fazla övgüyü hak ediyor. Herkesin tahmin edeceği üzere bu kısımda aslan payı oyunun grafiklerine gidiyor. Görsel anlamda Need for Speed serisinin en iyi oyunu olan Payback bu neslin sınırlarını da zorluyor. Frostbite’ ın gücünü arkasına alan oyun, grafik motorunun hakkını fazlasıyla vermiş.  Zaten oyunun tanıtım videoları da bunu hissettiriyordu. Açıkçası kişisel olarak en çok hoşuma giden konu ise araç modellemeleri ve ışık efektleri oldu. Bu konuda adeta simülasyona yaklaşan bir gerçekçilik söz konusu. Her ne kadar oyunun kamera açıları çok ama çok kısıtlı olsa da özellikle asfaltla aynı seviyeye inen kamera açısındaki gördüğünüz detaylar muhteşem. Ayrıca başarı ile yansıtılan gece gündüz ve mevsim döngüsü de oyunun görsel olarak iddialı olan yönlerinden birisi. Yukarıdaki başlıkta da belirttiğim gibi mükemmel bir NFS oyunu yapmak için elimizde tüm malzemeler var ama bir şeyler eksik. Nedir o eksik olan şey derseniz belki ruh, belki hikâye, belki de var olan her şeyin eski tadı yok derim. Öncelikle NFS denildiğinde bizi en çok etkileyen yönü, her zaman yenilikçi olarak bizleri şaşırtması ve adeta istediğimizin ne olduğunu bilip onu karşılamasıydı. Serinin son halkası Need for Speed: Payback bu efsaneyi ne kadar uyandırır bilemem ama son hayal kırıklıklarından sonra iyi gelecektir.

 

Playstore’a Katkılarından Dolayı Teşekkür Ederiz.

Oyunu Satın Almak İçin Tıklayın


Yorum Yazın

Connect with Facebook