ELEX  İnceleme

Farklı Bir Macera…

ELEX  henüz çıkmadan yayınlanan tanıtım videolarıyla oyun severleri etkilemeyi başardı. Bakalım ELEX bekleneni karşılamışmı gelin hep beraber bakalım. ELEX, Fallout 4 veya son dönemlerde çıkan bir takım Rpg’lerdeki gibi fraksiyonların sadece yan görev veren NPC’lerden oluştuğu bir yapım değil. Her biri kendi insanlarına, inançlarına, iyi ve kötü karakterlere, kendi içlerinde klanlara, farklı dinlere sahip topluluklar bunlar. Ayrıca birazdan değineceğim üzere ana karakterimizin donuk yapısının altında başka sebepler var. Zorluk meselesine gelirsek… Bu oyun zor arkadaşlar, harbi zor, Souls serisi gibi zor. Hatta oyunun en zor zorluk seviyesi, ELEX’i souls serisinden bile daha zor bir hale sokabiliyor. Oyunun ilk 2 saati içerisinde envai çeşit yaratıktan tek yiyebilirsiniz haberiniz olsun. Çeşitliliğe gelince; oyun ağır açılıyor, farklı yerler, silahlar, kişiler ve karakterler görmek için oyunu hatırı sayılır bir müddet oynamanız gerekmekte. Bethesda rpg’lerindeki veya son dönemin meşhur açık dünya rpg’lerinki gibi oyuna başlar başlamaz dağ taş gezemiyoruz. Ağız senkronizasyonu konusunda ise, Piranha Bytes Alman Menşeili bir firma. Oyunlarının en büyük takipçi kitleleri ise Almanya ve orta Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Oyunda ağız senkronizasyonu ve dublaj kalitesinin zayıf olduğuna şahit oldum. Yani durum, Piranha Bytes’ın bir Alman firması olarak  oyunun kendi dillerinde çıkan sürümüne daha çok önem vermesinden kaynaklanıyor. Ufak birkaç detaya açıklık getirdiğimize göre, oyuna nasıl başlıyoruz, ELEX genel olarak oyuncuya ne vaat ediyor ve kimlerin beğenebileceği bir oyun, yavaş yavaş anlatalım.

 

 

Oyunun bize ana karakter olarak tanıttığı ve ellerimize bıraktığı Jax bir Alb kumandanı. Oyunda bu Jax abimiz şahsi gemisiyle bir yerden bir yere giderken başlıyor. Tam kaymak gibi bir sürüşün ve otomatik pilotun tadını çıkarırkene gemimiz vuruluyor, irtifa kaybedip ardından yere çakılıyoruz. Başrolümüz bu düşüşten zerre kadar etkilenmemiş bir şekilde gemisinin enkazından ayrılıyor, başındaki kaskı havalı bir şekilde çıkartıp yere atıyor. Daha 10 metre gitmeden farkediyoruz ki yalnız değiliz. Bu hisse kapılır kapılmaz, bir başka Alb kumandanı olan,kardeşimiz, Kallax ve adamları birden arkamızda peydahlanıyorlar.  “Görevini yerine getiremedin Jax, Kanunumuzu biliyorsun” diyen Kallax(adamlarına bir baş işaretiyle ana karakterimizi vurmalarını emrediyor. Oracıkta karnımızdan vuruluyor ve yanıbaşımızdaki uçurumdan aşağı yuvarlanıyoruz. Aradan ne kadar zaman geçtiğinin farkında olmadan uzun bir süre baygın yattıktan sonra esas oğlanımız gözlerini açıyor ve bir yağmacının üstündeki zırhı dahil her şeyi yağmaladığını görüyor. Ayağa kalkacak takati olmadığı için olan biteni sessizce izleyen Jax, ardından bir kez daha bayılıyor ve gözlerini tekrar açtığında sonunda oyun bizim kontrolümüze geçmiş oluyor. Yığıldığımız yerden kalkıp, yerden metal bir sopayı silah olarak alıyoruz. Bizi bulunduğumuz alana hapseden su yolunun duvarının üzerinden atladıktan sonra uzun bir yol katledip, yol boyunca oyunun basit oynanış mekaniklerini çözüyoruz. Yalnız bu uzun yolun sonuna doğru bir cihaz buluyoruz ki kendisi pek çok oyuncunun, pek çok oyunda göz bebeği: Jetpack.

 

 

Evet, oyunda oldukça güzel yedirilmiş bir Jetpack mekaniği mevcut. Hatta o kadar güzel yedirilmiş, o kadar işlevsel bir alet olarak oyuna yerleştirilmiş ki, kendisi(bakınız kendisi diyorum) oyuna resmen yeni bir boyut kazandırmış. Hani Jetpack oyuna hareket, savaş ve keşif anlamında o kadar çok şey katmış ki, Piranha Bytes’ın bu özelliği oyuna yedirebilmesine şaşırdım. Yanlış anlaşılmasın, Piranha Bytes kötü veya başarısız bir firma demiyorum. PB daha ziyade sektörün köklerinden vazgeçmeyen, klasikçi diyebileceğimiz tarafında duran bir geliştirici. Gothic 1’den beri oyunlarına ne kadar az yeni etmen eklediklerini görseniz şaşarsınız. Jetpack iyi güzel on numara, peki daha sonra? Sonrasında oyunun ilk NPC’siyle karşılaşıyoruz. Adı Duras, bu elemanı iyi hatırlayın zira kendisi oyun boyunca denk gelebileceğiniz en “adam” adamlardan biri. Onunla kısa bir yolculuk yapıyor ve kendisinin de bağlı olduğu Berserker fraksiyonunun merkezine ulaşıyoruz. Buraya gelip etrafı biraz keşfedip, Magalan ve diğer fraksiyonlar hakkında bir miktar bilgi aldığımızda, oyun yavaş yavaş kafamızda oturmaya başlıyor. Anlıyorsunuz ki dışarıdan kaba, yontulmamış, yer yer vasat gözüken bu yapımın arkasında aslında emek var.

 

 

ELEX öyle, kodu mu oturtan bir oyun, zor bir oyun. Elinizden tutulmasını, dövüşlerde aptal yapay zeka hareketlerini beklemeyin. Oyunun en başlarında dahi tek yemeye hazır olun. Başka Rpg’lerde yaptığınız, “koca yaratığın agrosunu kendime çekip şehre gireyim muhafızlar kessin” dalgasını da burada beklemeyin, Magalan’da herkes kendi bacağından asılıyor. Düşmanlar da sizi baya metrelerce takip edebiliyorlar haberiniz olsun. Dağ taş demeyip yanınıza gelmenin bir yolunu buluyorlar. Jetpack mi açtınız, oyunun bu güzide mekaniği sağolsun kurtulacağınızı düşünmüştünüz değil mi? Maalesef oyundaki neredeyse her türlü düşman birim yakın mesafe saldırısının yanında uzun menzilli saldırılara da sahip. Bu uzun menzilli saldırıların pek çoğu da “status effect” dediğimiz; kanama, zehir vb. efektleri karakterimize uygulayabiliyor. Bunlar yetmediyse, oyunun dövüş sisteminin Souls serisiyle neredeyse birebir aynı olduğunu belirtmem gerek. Bir adet stamina barınız var ve dövüş sırasında yaptığınız, yuvarlanma, bloklama, zıplama, hızlı saldırı, ağır saldırı, özel saldırı gibi hareketlerin hepsi bu bardan yemekte. Canınız da öyle kendi kendine dolmuyor, yanınızda can iksiri taşımalı ve aynı estus flasklar gibi bu iksiri düşmanınız size saldırmıyorken içmelisiniz. Düşmanlarda az değiller, her birinin kendine özgü saldırı ve savunma şablonu mevcut. Bunu çözmediğiniz sürece oyundaki ufak bir köpek bile sizi indirebiliyor. Aslında köpeğe gerek yok, oyunun en başında karşılaşacağınız ve ilk dövüşünüzü vereceğiniz mutant sıçanlar dahi, en zor zorluk seviyesinde canınızın %70’ini tek vuruşta, orta zorluk seviyesinde ise 3/1’ini tek vuruşta alabilecek güçteler. Oyunun kalanında nelerle karşılaşabileceğinizi ve oyunun dövüş sisteminin zorluğunu bir miktar anlatabilmişimdir umarım.

 

 

Açık açık belirtmem gerek ki, ELEX 2017 senesinde gördüğüm en başarılı görsellere sahip oyun değil. Belki 2013-2014 senelerinde çıksaydı öyle olduğunu söyleyebilirdim lakin şuan, görsel anlamda, çağının bir tık gerisinden takip etmeyi seçtiğini belirtmeliyim. Bunda elbette başlıca sebep 25-30 kişilik geliştirici ekip gösterilebilir. Yani 25-30 kişiden ne bekliyebiliriz ki değil mi? Şey Divinity Original Sin 1 bundan biraz  daha ufak, 2 ise biraz daha  büyük bir ekiple geliştirildi. Demem o ki, tutkuyla işlerini yapan insanlardan her şeyi bekleyebilirsiniz. Piranha Byte bünyesindeki bir takım kişiler de elbette işlerini tutkuyla yapıyorlardır lakin görsel anlamda bunu görebildiğimizi söylemek oldukça zor. Kaplamaların vasatlığı, her 4-5 karakterden birinin aynı modele sahip olması, animasyonlardaki hafif odunluk ELEX’in başlıca göze çarpan görsel kusurlarından. Ama bunlar oyun görsel açıdan tamamen rezalet demek de değil. Kaplamalar AAA yapımlarla karşılaştırıldığında vasat seviyedeler lakin yinede oradalar ve tek seferde yüklenen devasa bir açık dünyanın parçasılar. Ayrıyeten oyundaki ışıklandırmanın da oldukça başarılı olduğunu belirtmem gerek. Bütün bunları toparladığımızda elimize, görsel anlamda, vasatı belki bir tırnak geçen açık dünya bir Rpg geçiyor. Peki ses ve müzikler konusunda ELEX nasıl bir performans çiziyor?

 

 

İşin aslı burası da biraz ortaya karışık. İncelemenin evvelki kısımlarında da belirttiğim üzere, oyunun Almanca dublajı oldukça başarılı, lakin aynısını İngilizce için söylemek pek de mümkün değil. İngilizce dublaj rezalet olmasa da, ağız-dudak senkronizasyonundaki zayıflık, bazı yan karakterlerin çok kötü seslendirilmiş olması gibi etmenler Almanca dublajı her haliyle daha başarılı kılıyor. Oyunu pek çoğumuz İngilizce oynayacağı için, ELEX buradan puan kaybediyor. Seslere gelince; ses efektlerinin oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. Su arıtma tesisi benzeri bir yere girdiğinizde yerden veya karakterinizden çıkan sesin tokluğu ve yankısı olsun, dövüşte envai çeşit yaratıktan ve karakterimizden çıkan sesler olsun, ambiyans sesleri olsun oldukça tok ve yeterli geliyor. Sesler bu kadar iyiyken, yine bir maalesef, aynı şeyi müzikler için söyleyemiyorum. Son olarak ELEX’i sadece harcore Aksiyon-Rpg oyuncularına ve oyuna ciddi manada zaman ayırabilecek kişilere tavsiye ediyorum.


Yorum Yazın

Connect with Facebook