Philips 436M6VBPAB İnceleme

Teknolojik gelişmeler sonucunda sanırım her alanda daha büyük ebatlı görüntüye ihtiyaç duyar olduk. Önceleri minimalimiz akımıyla telefonları, ekranları küçültmek üzerinde yoğunlaşıldı, daha sonra ise özellikle apple cephesinden gelen yenilikçi ve özgür tasarımlar sayesinde ekranlar gitgide büyümeye başladı. Aynı durum monitör dünyasında da kendini göstermeye devam ediyor. Daha önceki incelemelerimizde de fark etmiş olduğunuz üzere büyük panel üretici firmalar oyun dünyasının beklentilerini ve geleceğini devasa monitörler üzerinden kurgulamaya başladı. Bu çerçevede, Philips firması oldukça büyük boyutlardaki monitörleri ile kendisinden bir hayli söz ettirmeye başladı. Philips Momentum 436M6VBPAB tam adıyla anılan yeni devasa ebatlı monitörü bu heyecanla incelemeye başlayalım.


Monitörün model numarasından da anlaşılacağı üzere 43 inch gibi devasa boyutlarda bir monitörden bahsediyoruz. Bu denli büyük bir ölçü elbette ilk bakışta gözümüzü ürkütmüyor değil. Açıkçası benim aklıma gelen ilk soru nasıl bir masaya konumlandırmam gerektiği oldu. Gerçekten de özellikle masanın yatay boyutu kadar ekran uzaklığı açısından genişliği de oldukça önem arz ediyor. Monitör siyah bir çerçeveye sahip, estetik olarak standart bir tasarımı olduğunu belirtmeliyim. Oldukça zarif bir ayak standı bulunsa da monitörün tasarım olarak “Waowww” dedirten bir yanı olmadığını belirtmeliyim. Firma sanırım tamamen monitörün asli vazifesine odaklanmış ve tasarımsal şovdan uzak durmuş.


Monitörün model numarasından da anlaşılacağı üzere 43 inch gibi devasa boyutlarda bir monitörden bahsediyoruz. Bu denli büyük bir ölçü elbette ilk bakışta gözümüzü ürkütmüyor değil. Açıkçası benim aklıma gelen ilk soru nasıl bir masaya konumlandırmam gerektiği oldu. Gerçekten de özellikle masanın yatay boyutu kadar ekran uzaklığı açısından genişliği de oldukça önem arz ediyor. Monitör siyah bir çerçeveye sahip, estetik olarak standart bir tasarımı olduğunu belirtmeliyim. Oldukça zarif bir ayak standı bulunsa da monitörün tasarım olarak “Waowww” dedirten bir yanı olmadığını belirtmeliyim. Firma sanırım tamamen monitörün asli vazifesine odaklanmış ve tasarımsal şovdan uzak durmuş.

Monitör daha önce de belirttiğim gibi 43 inch boyutunda ve bu boyutta 4K (3840*2160) çözünürlük sunuyor. Bu bakımdan monitör sadece oyun severlere değil büyük ekranda grafik tasarımı ile uğraşanlara da hitap ediyor. Ayrıca Philips’in üzerinde basa basa vurguladığı Quantum Dot teknolojisinden de bahsetmek gerekiyor. Bir nevi vurgulanan ana renklerin çok daha ön plana çıkmasını sağlayan yenilikçi teknolojiden oluşan Quantum Dot ile “Mavilerin daha mavi, yeşillerin daha yeşil ve kırmızıların daha kırmızı görünmesi” sağlanmış. Bu kulağa hoş gelen iddialı söylemi bizzat denemiş biri olarak şunu net belirtmeliyim ki özellikle Battlefield oyunundaki deneyimlerimde çok ciddi bir başarı söz konusuydu.
Değinilmesi gereken bir husus da monitörün kontrast oranları. Bu noktada 4000:1 tipik ve 50.000.000:1 smart kontrast oranlarına sahip olan monitör ayrıca DisplayHDR 1000 ve UHDA sertifikalarına da sahip. Yani sözün kısası görüntü ve renk kalitesi bakımından beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Oyuncular için her ne kadar 4ms tipik tepki süresi olsa da Philips bu noktada düşük veri gecikmesi (Low input lag) adını verdiği teknoloji ile oyuncuların beklentilerini karşılamayı başarıyor. Ayrıca benim gibi amd karta sahip olanlar için oldukça fark yaratan Adaptive-Sync sayesinde ne bir kare kırılması ne de en ufak bir gecikme ile karşılaşıyorsunuz. Son olarak monitörün çoklu görüntü desteği sunduğunu da belirtmeliyim.

Herhalde böylesine büyük ebatlı bir monitör almayı planlıyorsunuz sahip olduğu bağlantı yolları da oldukça ilginizi çekecektir. Bu noktada özellikle Hdmi konusunda firma oldukça cimri davranmış ve sadece 1 adet evet yazı ile de bir adet Hdmi bağlantıya yer vermiş. Yine aynı şekilde birer adet Displayport ve mini Displayport bulunuyor. Bunun yanı sıra 2 adet Usb 3.0 bağlantı yolu da mevcut. Görsel olarak monitörün arkasında yer alan bu bağlantı yollarına ulaşım gayet ergonomik olmuş.
Görsel kalite ile ışığı bir arada kullanmayı şimdiye kadar en iyi şekilde kullanan firma tartışmasız Philips’tir benim için. Bu olayı Ambiglow adını verdikleri geliştirilmiş aydınlatma ve ışıklandırma teknolojisi ile bu monitörde deneyimliyoruz. Benim çok hoşuma giden bu teknoloji sayesinde özellikle futbol oyunlarında ekranın arkasından duvara yansıyan yeşil ışık ile birlikte çim saha salonunuza taşınıyor.

Monitör bu kadar büyük olunca ses de önemli bir nokta oluyor. Zira kendisi masanın neredeyse tamamını kaplayınca ekstra hoparlörlere pek yer kalmıyor. Neyse ki firma monitöre Dts Sound destekli 7 Watt gücünde iki adet hoparlör ekleyerek bizi böyle bir sorunsaldan kurtarmış. Açıkçası 7 watt güç ilk başta bende kuşku uyandırmıştı ancak fazlasıyla tatmin edici bir güce sahip. Yine de birçok oyuncu kulaklık ile oynamayı tercih edecektir. Ancak monitörün adeta küçük çaplı sinema perdesi boyutlarında olduğunu düşününce film izlerken bu hoparlörlerin önemi fazlasıyla ön plana çıkıyor.
Son değerlendirmelere gelecek olursak, bu kadar büyük ebatlarda monitör ihtiyacı her ne kadar herkes için söz konusu olmasa da son dönemde sayıları bir hayli artmakta. Piyasada farklı alternatifler de artmakta. Firmalar fark yaratmak amacıyla oldukça ilginç yenilikler ile Pazar paylarını arttırmayı hedefliyor. Bu noktada gerek fiyat/performans bakımından gerekse sunduğu kaliteli görüntü ve marka güvenilirliği bakımından Philips 436M6VBPAB alternatiflerinden bir adım ileri çıkmayı başarıyor.


Yorum Yazın

Connect with Facebook