God Of War İnceleme

Baba İle Oğlun Destansı Yolcululuğu…

Yıllardır bekledik, günler nasıl geçecek dedik, en ufak bilgi kırıntısına piranalar gibi saldırdık, Kratos ile buluşacağımız günü iple çektik. İlk dedikodu oyunun geçeceği dönemler ve bölgeler ile ilgili ufak ufak geldi, yavaştan çıkış tarihi söylentileri dolaştı, sonra hikayeden bilgi kırıntıları dökültü ve en nihayetinde takvimler Nisan 2018’i gösterdiğinde kalp atışlarımız dışarıdan duyulmaya başladı. Oyunun çıkış tarihi artık net olarak belli olmuştu 20 Nisan günü takvime keçeli kalemlerle işaretlenmişti. Evet biliyorum çoğunuz oyunun siparişini geçtiniz ve sabırsızlıkla o günü bekliyorsunuz. Basın ambargosunun kalkmasını beklerken bizler de aynı duyguları yaşadık. Çünkü bu destansı başyapıt hakkında sizleri daha da heyecanlandırmak, sizlere biraz daha bilgi vererek adrenalininizi zıplatmak istedik. Ve en sonunda uzuuuuun bir ilk deneyimden sonra ilk izlenim incelemesini hazır ettik. Ama önceden söylemek istiyorum oyun hakkında fazla detaya girmemiz kısıtlandığı için hikaye bakımından sizlerin az çok bildikleriniz haricinde detay paylaşamayacağım. Bunun yerine oynanış dinamikleri ve oyunun genel yapısı hakkında bilgilerle yetineceksiniz. Tüm detaylar ilerleyen günlerdeki incelemede uzun uzadıya yer alacak merak etmeyin.

Herkesin gönlünde efsane oyun serileri muhakkak vardır. Açıkçası Sony’ye gönül verenler için bu serilerin başında Uncharted ve God Of War gelir diye bir genelleme yapabilirim diye düşünüyorum. En azından benim için bu böyle. Gerçekten de saf aksiyon ve dövüş temeline kurulu olan, mitoloji ile harmanlanan, içeriğinde hep bir merak ve hüzünü de barındıran God of War serisi oyun dünyasında başlı başına özel bir yere sahiptir. İncelemeye konu olan son oyunda da bu tema fazlasıyla kendisini hissettiriyor. Ancak serinin diğer oyunlarından ayrılan bir çok noktayı da içeriğinde barındırıyor. Öncelikle herkesce malum olduğu üzere Kratos bu sefer daha yaşlı, daha olgun, daha öfkeli ve daha uzak diyarlarda. Ayrıca bu kez yolculuğunda yanlız değil. Ciğerparesi, aslan parçası, yakışıklı oğlu Atreus da yanında.

 

 

Buraya kadar bahsettiğim detaylar zaten oyunun daha önceki oynanış videolarından da bildiğiniz unsurlardı. Şimdi yavaş yavaş ilk izlenim deneyimlerine geçmek istiyorum. Aslına bakarsanız oyunun çıkışına 1 hafta kadar kalmışken fazla da detay vermek istemiyorum. Yazacaklarım merak uyandırıcı ve sabırsızlandırıcı detaylar olacak. Mesela oyun çok muhteşem yaaaaa. Gibi. Evet gerçekten de muhteşem kelimesi bile kifayetsiz kalabilir. Sony bu kez çıtayı uzaya çıkarmışa benziyor.

Herşeyden önce oyunun belki de en vurucu noktası ile yani oynanışı ile merak uyandırmak istiyorum. Oyun öncelikle aksiyonu soluklarınıza kadar hissetmeniz için daha önceki oyunların aksine daha yakın bir kamera ile bizleri karşılıyor. Omzunudan yaklaşık 2-3 metre uzaklığında yer alan, dövüş anında neredeyse omuz arkasına kadar gelen dinamik bir kamera açısı ile karşı karşıyayız. Bu durum ilk başta serinin eski müdavimlerine şaşırtıcı gelebilir. Ancak alıştıktan sonra aksiyonu ne denli arttırıcı bir unsur olduğunu hissediyorsunuz. Dövüş anlarında kameranın çok dinamik hareketi ilk başta dikkatinizi çekmiyor ancak bu noktaya odaklandığınızda ne denli etkili bir yenilik olduğunu farkediyorsunuz.

 

 

Dövüş sistemine bir kez girdiğimize göre buradan devam edelim. Yazının başında da belirttiğim gibi Kratos bu kez daha iri, daha olgun ve daha öfkeli. Bunu dövüş sisteminde fazlasıyla hissediyorsunuz. Bir kez vurduğunda oturtan cinsten hızlı ama bir o kadar da tok bir dövüş sistemi mevcut. Oyunda kalkan ve balta ana dövüş ekipmanlarınız. Ki bunların gelişim sistemine daha sonra değineceğim. Bu iki ekipman ile -özellikle balta ile- düşmanları savurma ve uzaktan imha etme gibi iki farklı strateji geliştirbiliyorsunuz. Ama isterseniz bunları daha az kullanıp tamamen yakın dövüşe geçip tekme, yumruk ve işini bitirme (bu benim tabirim) hamleleri ile de ilerleyebilirsiniz. Ancak bu noktada baltaya ayrı bir bölüm açmak istiyorum. Kratos’un eline mükemmel uyumlu Leviathan isimli baltamız oyunun bence en güzel yeniliği olmuş. Hatta o kadar dövüş sisteminin merkezinde ki gelişim penceresinde ona özel bir çok geliştirme mevcut. Ayrıca üzerinde iki rün taşı yuvası da mevcut (burada fazla detaya girmiyorum anladınız siz olayı).

Kratos baltası ile gerçekten muhteşem bir uyum sergilemiş. Öncelikle baltayı yakın dövüşte de kullanabileceğiniz gibi uzak dövüş amaçlı da kullanabileceğinizi belirtmeliyim. Gerçi oyunun ana kurgusu uzak baltanın dövüş aracı ve bulmaca çözme ekipmanı olarak kullanılması yönünde tasarlanmış. İlk görüşte Thor’un çekicini andıran bir kullanım mevcut. Yani uzaktaki düşmana fırlatttığınız baltanız bir müddet sonra düşmana ciddi bir hasar vererek size geri dönüyor. Ayrıca dondurma, çok etkisi, sersemletme gibi bir çok özel güce de sahip. Bu detayları oyunda ilerledeikçe deneyim puanlarınız ile daha da çeşilendirebiliyorsunuz. Hazır yeri gelmişken belirtmeliyim oyun dövüş dinamikleri kadar son yıllarda gördüşüm en fazla çeşitliliğe sahip oyun olmuş diyebilirim. Gerçekten de oyunda belki onlarca farklı dövüş efekti mevcut. Klasik aynı tuşlara devamlı bassanız bile belli bir sıralı hamleden sonra çok farklı görsel sekanslarla karşılaşıyorsunuz.

 

 

Oyunun dövüş dinamiklerinde gözüme çarpan bir diğer detay da çoklu düşman dalgalarının zorluğu ve gerçekçiliği oldu. Tamam daha önceki oyunlardaki kadar büyük düşman dalgaları ile karşılaşmıyorsunuz. Ancak aynı anda gelen beş ve üzeri düşman sizi ciddi anlamda yoğun bir aksiyona sokuyor ve bu kısa anda stratejik dövüşmek zorunda kalıyorsunuz. Şöyle ki, uzaktaki düşmanlara balta fırlatıp, yaklaşan düşmanlara tekme tokat giriyor, daha sonra beltayı geri çağırııp yaklaşan diğer düşmanları da sersemletmeniz gerekiyor. Bu yoğun dövüş anları boss savaşlarında tarifi imkansız bir hazza ulaşıyor. Ancak bu noktada detay vermek istemiyorum.

En başta da belirttiğim gibi oyunun ana teması bir baba ile oğlunun destansı bir yolculuğu. Ancak bu dram kokan ana tema baba ve oğlun yarı tanrı genlere sahip olması nedeniyle bizim bildiğimiz tonlarda ilerlemiyor. Bu noktada şefkatli bir baba yerine öfkeli, öğretici, kaba, sabırsız bir baba olan Kratos ile, zeki, gözü pek, becerikli bir çocuk olan Atreus’un hikayesine dönüşüyor. Oyunda Atreus yan bir figür olmaktan fazlasını yapıyor. Hem hikayede size diyalogları ile detaylar veriyor hem de dövüş anlarında sizin komutunuzla düşmanları oyalamayı başarıyor. Atreus kullandığı yay ile düşmanları uzaktan ufak ufak hırpalıyor. Bu ise sizin iradenizle gerçekleşiyor. Yani oyun boyunca dövüş anlarında Atreus’un hiç bir rolü olmamasını sağlamak da sizin elinizde. Ancak bunu pek tercih edeceğinizi sanmıyorum. Kaldı ki bu karakterin de kendine özgü geliştirme seçenekleri de mevcutken.

 

 

Biraz da oyunun görsel şöleninden bahsetmek istiyorum. Ama öncelikle Sony’ye bir hayranlığımı belirtmek istiyorum. Şu bir gerçek ki Playstation platformu exc. oyunları ile her zaman bir kaç adım önde oldu. Platformun her zaman sınırları bu yapımlar ile zorlandı. Playstation 3’de Last of Us, Uncharted 3 neredeyse cihazdan dumanlar çıkartacak kadar sistemi zorlamıştı. Yeni nesilde de çıta yavaş yavaş yukarılara doğru yol almaya başladı. God of War da bu nesilde bu platformda en üst noktayı test etmeyi gözüne koymuşa benziyor. Gerçekten de inanılmaz bir görsel şölen söz konusu. Oyunun E3 fuarındaki görsel detaylarının çoğu zaman üstüne çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca ana kurgu olarak İskandinav coğrafyasında geçen bir hikaye varmış izlenimi oluştursa da detaylarına fazla giremeyeceğim bazı bölümlerde muhteşem farklı renk paletleri, gölge ve ışık detaylarına boğulacağınız belirtmeliyim. Aynı mükemmellik oyunun müziklerinde de kendisini gösteriyor. Zaten oyunun giriş anlarına ilişkin bazı müzikleri paylaşılmıştı. Mükemmel bir orkestranın her an zise eşlik ettiğini hissederek oynamak süper ötesi bir deneyim yaşatıyor.

İlk izlenim olarak fazla detaya girmeden söyleyebileceklerim bu kadar. Yıllardır bu anları bekleyen serinin fanatikleri için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklediğiniz her güne fazlasıyla değecek kalitede bir başyapıtı deneyimlemeye hazır olun. Seriye yeni merhaba diyeceklere ise şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki serinin en iyi oyununu kucaklamaya hazır olun. Son olarak tüm oyun severlere ise, sizleri 25-30 saatlik bir şaheser bekliyor erzakları stoklamay başlayın diyerek ilk izlenim incelememi sonlandırıyorum.


Yorum Yazın

Connect with Facebook