Prey İnceleme

Alternatif Geleceğin Kusursuz Hikayesi…

Yıl 2017 ve artık özgün hikayesi olan, farklı oynanış dinamikleri bulunan ve sürükleyici bir yapım ile karşılaşmak çölde vahaya denk gelmeye eş değer. Sanırım bunun en büyük nedeni de artık çok hızlı tüketilen yapımların süreleri kısaldıkça birbirlerinin devamı ya da kopyası hissini uyandırıyor olması. Gerçekten de belirli grafik motorları ile yapılan AAA seviyesindeki bir çok yapım ister istemez ya birbirlerinden oynanış olarak ya da hikaye olarak esinleniyorlar. Bu kaçınılmaz durum tamamen kopyalama olmadığı müddetçe başarılı çizginin devamı olarak oyuncuları memnun etmeye yetiyor. Bunun yanı sıra her yönüyle özgün oyunlar ise elmas değerinde kıymete ulaşıyor.
 

 
Prey de bu bahsettiğim durumun arasında kalıyor. Yani oynanış, senaryo ve teknik konularda bir çok efsanevi yapımın karışımı hissi vermekle birlikte bu unsurları sunuş şekli bakımından ise tadına doyulmaz bir lezzet bırakıyor. Sanırım bu başarının altında son yılların en başarılı hikaye sunumu ile başlaması yatıyor. Gerçekten de alternatif bir evrende yaşanması muhtemel olaylar dizisi Frange dizisi kadar olmasa da bir hayli girift bir şekilde çok başarılı anlatılmış. Zaman dilimi olarak yakın gelecek zamanda geçen yapım önce size paralel evren kırılmalarından ufak pırıltılar sunuyor. Artık oynanış videolarından da görmüş olacağınız üzere Amerikan başkanına yapılan suikast başarısız olmuştur, Abd ve Rusya aralarında uzay araştırmaları için anlaşmıştır, kurulan uzay üstünde insanlık için önemli başarımlar sağlanmıştır gibi bir çok gerçek ötesi! (Hayal edilen ama asla olması muhtemel olmayan manasında) durumun söz konusu olduğu bir evrendeyiz. Hikayemiz bu evrendeki bir uzay üssünde başlıyor.
Genellikle kapalı uzay üssü olan Talos I de geçen hikaye sunum olarak muhteşem detaylara sahip. Fazla hikayeye girmeden belirtmek istediğim detaylardan birisi oyunun sizi her seçiminizde birkaç kez düşünmeye sevk ettiğidir. Neredeyse sıkı bir rpg oyunu şeklinde tasarlanan Prey bu durumu oyunun sonuna kadar devam ettiriyor. Özellikle hikayenin ilk bölümlerinin sonuna doğru tam anlamıyla içerisine girmeye başlıyorsunuz ve bu noktadan sonra merak duygunuz fazlasıyla kabarıyor. Bu yönleriyle Prey hikaye ve sunum olarak özgün bir yapım olduğunu hissettiriyor.

 

 
Az önce de belirttiğim gibi oyun tam anlamıyla rpg türünde olmasa da bir çok rpg oyunundan daha iyi unsurlara sahip. Silahların çeşitliliği ve fonksiyonelliğinden tutun da (bu konuya birazdan değineceğim), crafting sisteminde yer alan özgün detaylara kadar sıkı rpg unsurları hakim. Ancak tam anlamıyla bir fps oyununun sahip olması gereken detaylar da oyunda mevcut. Hazır lafı açılmışken silah çeşitliliğine değinmek gerekir. Oyunda klasik silahlar zaten mevcut. Bunun yanı sıra çok özgün silahlar da var. Herkesin dilinden düşürmediği şu izolasyon malzemesi fırlatan Gloo Canon ismindeki silah gibi bir çok özgün silah mevcut. Bu özgün silah diğer oyunlarda da karşımıza çıkmıştı. Ancak burada değinilmesi gereken husus yapımcıların böyle bir silahı hem düşmanları etkisiz hale getirme amaçlı kullanmamız için hem de oyunda geçmemiz gereken yerlerde basamak olarak kullanmamız, söndürülmesi gereken bir yangını söndürmemiz gibi gerçek amacında kullandırmamız için tasarlamış olmaları.
Bu özgün ve özgürlükçü oynanış durumu crafting sisteminde de mevcut. Oyun boyunca etrafınızda bulunan neredeyse her nesneyi envanterinize alabiliyorsunuz. Ayrıca her yaratığı, her ceseti araştırarak yararlı bir şeyler toplayabiliyorsunuz. Bu topladıklarınızı ise belli noktalarda bulunan geri dönüşüm noktalarına götürerek kendiniz ve ekipmanlarınız için faydalı materyallere dönüştürebiliyorsunuz. Bu detay benim gerçekten hoşuma gitti. Sonuçta reel durumla da oldukça tutarlı aslında. Oyunun başlarında hissettirmek istediği daha iyi bir paralel evren! hissiyatı ile de örtüşüyor.

 

 
Oyunun dövüş dinamikleri ise açıkçası benim açımdan pek iç açıcı gelmedi. Bu kanıya nereden vardığıma gelmeden önce oyunda yer alan ana düşmanlarımızdan bahsetmek istiyorum. Oyunun ilk başlarından itibaren görmeye başladığınız ve neredeyse sonuna kadar sizin kabusunuz olacak Mimicler ile tanıştığınız o ana nefret edebilirsiniz. Kimi oyunlarda lağım fareleri, kimi oyunlarda minik uzaylı yaratıklar kimi oyunlarda ise vahşi köpekler olarak tasarlanan bu baş belası ufak düşman karakterinin bir oscarı verilse bunu en iyi mimicler hak eder herhalde. Arkadaş bu karakterler kadar iyi rol yapanını ben görmedim. Önce örümcek adamı siyah hale getiren yapışkan oluşum gibi hareket eden bu tipler bir anda bukalemun gibi temas ettiği nesnenin formuna bürünüyor. Ve bu dönüşüm anını gördüyseniz kendinizi mutlu sanmalısınız. Çünkü yerini biliyorsunuz. Ya sizden önce dönüşmüş ve avını bekleyen tarantula gibi soteye yatmışsa… İşte o zaman hem büyük bir acıya hem de çığlığa hazır olun. Evet senaryolaştırarak anlattığım bu yaratıkların oyundaki yeri bir hayli fazla. Yapımcılar Dead Space tarzında bir uzay ortamı oluşsun istemiş olmalılar ki bu hareketli mimic olgusunun içine biraz da korku eklemek istemişler. Bunu da bir hayli iyi başarmışlar. Ancak bu durum emin olun bir noktadan sonra suyunu çıkarıyor. Paranoyakça her objeye potansiyel mimic şeklinde yaklaşır oluyorsunuz. Belki de oyunun tek düze koşarcasına ilerlenerek bitirilmesini istememişlerdir kim bilir.

 

 
Koca bir oyunda tek düşmanınız elbette ki mimicler değil. Farklı ebatlarda ama genel olarak aynı türden gelen bir çok düşman söz konusu. Bunlar zaten klasik detaylar. Benim asıl hoşuma giden ve değinmek istediğim husus ise oyunun yetenek ağacında yer alan ve oynanışa fazlasıyla etki eden bir nokta. O da uzaylı formundan geliştirmeleri kendinize enjekte ettiğinizde kazandığınız özelliklerin oyunun tüm sistemini farklılaştırması. Ama önce şu enjekte etme olayından bahsedeyim. Bazı oyunlarda da kullanılan bu unsur genel olarak karakterinizin gelişim iksirleri olan nöromodların vücuduna enjekte etmesi şeklinde gerçekleşiyor. Böylelikle farklı özelliklere sahip oluyorsunuz. Ayrıca yetenek ağacının çeşitliliğinden de bahsetmeliyim. Oyunda yapılacak çok geliştirme mevcut. Ancak oyunu tamamen insan geliştirmeleri üzerinden de bitirebilirsiniz tamamen uzaylı formlarından da. Bunun neleri tetiklediği ise işin sürprizi olsun.

 

 
Prey aslına bakarsanız fps temelinde bir rpg olarak tasarlanmış izlenimi veriyor. Oyun size hangi türden ne istiyorsanız onu fazlasıyla veriyor. Ancak daha önce de değindiğim gibi silah kullanımı konusu biraz vasat kalmış. Bunun nedeni oyunun silah tepkilerinin, karakterler üzerindeki etkisinin tam anlamıyla hissettirememesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Özellikle mimicler üzerinde başlarda çok kullandığımız ingiliz anahtarı tarzındaki objenin vurup vurmadığını neredeyse hiç anlamıyorsunuz. Bu durum pompalı tüfekte kendisini fazla hissettirmemekle birlikte genel olarak tüm silahlarda mevcut. Oynanıştan kırdığım not bu sebepledir.
Prey teknik olarak ise mükemmele yakın iş çıkarıyor. Oyunun pc platformu optimizasyonu muhteşem. Konsollarda da teknik olarak oyun adeta akıyor. Özellikle uzay platformundan evreni ve galaksiyi gözlemlediğiniz anlarda görsel detaylar bir hayli başarılı. Bunun yanı sıra oyunda gerilimle birlikte aktive olan bir uyarı sesi söz konusu bu durum benim hoşuma gitti. Müzikler de ortalamanın üzerinde.
Son olarak Prey hakkında şunları söyleyebilirim. Benim başlangıç olarak ön yargı ile yaklaştığım bir oyun olmasına rağmen yapımcıların daha önceki özgün ve başarılı yapımları merakımı arttırıyordu. Oyuna biraz şans verince ne denli mükemmel bir yapım olduğu şoku ile karşılaştım. Bu yılın mutlaka oynanın kategorisindeki yapımlarına bir oyun daha eklendi. PREY…

Voidu.com’a Katkılarından Dolayı Teşekkür Ederiz.

Oyunu Satın Almak İçin Tıklayın

 


Yorum Yazın

Connect with Facebook