Assassin’s Creed: Syndicate Oyun İnceleme

Londra Sokaklarında Soluksuz Kovalamaca…

Oyun dünyasının gelmiş geçmiş en iddialı yapımlarından birisi hiç kuşkusuz Assassin’s Creed serisidir. İlk yapımının üzerinden geçen seneler serinin adeta şahlanarak büyümesine ve Ubisoft’un göz bebeği olmasına neden oldu. Bir seri olarak bakıldığında bizlere birbirinden farklı temelde birden çok oynanış dinamiği ve kurgu sunan bu baş yapıtın en son bombası Victoria dönemi İngilteresi’nde geçen ve birbirinden bıçkın ikiz kardeş olan Jacob ve Evie’nın hikayesini sunuyor. Bizlere de bu yağmurlu ve puslu Londra sokaklarını arşınlamak kalıyor.

Oyunun geçtiği zaman dilimi sanayi devriminin ve makineleşme çağının başları olan 1800’lü yıllar olarak belirlenmiş. Bu dönemin modern iktisadın temellerinin atıldığı ve tarım ekonomisinden sanayi devrimine geçişin gerçekleştiği dönem olduğunu belirtmeliyim. Böylesine bir zaman diliminin seçilmiş olması serinin kronolojik ilerleyişinin bir yansıması olarak kabul edilebilir. Açıkçası bir çok Assassin’s Creed yapımından daha heyecan uyandıran bir zaman dilimi olduğunu da söyleyebilirim.

 
Assassin's-Creed-Syndicate-inceleme1
 

Oyunda yukarıda da belirttiğim gibi ikiz kardeş olan Jacob ve Evie’yı yönlendiriyoruz. Bu karakter tercihi serinin dönüm noktalarından biri olmuş. Her ne kadar oynanışla ilgili olarak ana hikayede sizlere karakter tercihinde geniş bir serbesti sunmasa da -belli bölümleri belli karakterle oynama gibi- özellikle yan görevlerde yeteneklerine uygun karakteri seçerek oynamak oldukça başarılı oluş. Bu noktada karakterlerin kendine özgü yetenekleri ve bu yeteneklerini geliştirebilecekleri farklı yetenek ağaçları olduğunu da belirtmeliyim. Oyunda ele geçirdiğiniz paralar ve deneyim puanları sayesinde bir çok geliştirmeyi ve yetenek ağacı ilerlemesini tamamlayabiliyorsunuz. Oldukça zengin bir yetenek ağacı önünüze sunulsa da ben oynanışı temelden etkileyecek pek bir şey bulamadım. Çoğu karakterin mevcut yeteneklerinin etkisini arttıracak cinsten. Belki çete kurma ile ilgili yetenek ve geliştirmelerin özgün olduğunu söyleyebilirim.

Oyunda oynanışla ilgili en göze çarpan yenilik hiç kuşkusuz mobil teleferik sistemi olarak adlandırdığım kancalı ulaşım aracı olmuş. Bir nevi Batman’in çatılara gönderdiği kancavari bir ekipman ile binalardan binalara çok hızlı bir şekilde ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Oyunda akıcılığın çok fazla ön plana çıkarılmasını sağlayan bu yeni kısa yollu ulaşım sistemi seriye farklı bir soluk getirmiş görünüyor. Özellikle çok yüksek binalara uzun bir çaba sonucu tırmandıktan sonra tekrar aynı yolu geri dönmek gibi can sıkıcı ilerleyişe çok başarılı bir çözüm bulunduğunu söyleyebilirim. Düşmanlardan hızlıca uzaklaşmak adına da önemli bir seçenek olmuş.

 
Assassin's-Creed-Syndicate-inceleme2
 

Hazır oynanıştan girmişken yeni dövüş sisteminin üzerinde de durmak gerekir. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Sıkı bir Hitman fanatiği olarak bir suikastçının gizlilik temelli ilerlemesi oyun mantığı açısından en can alıcı noktadır. Her an fark edilme korkusu içinde işinizi sessiz ve kimseye görünmeden halletmeniz gerekir. Ancak gelin görün ki Syndicate dahil bir çok Assassin’s Creed yapımında  bu olgu adeta göz ardı ediliyor. Misal bir fabrikada üretim sürecini sabote etmeniz istenildiğinde bunu makine başındaki şeflerin gözleri önünde yapıyorsanız ortalığın alarm durumuna geçmesini beklersiniz. Ancak böyle bir şey Syndicate’de söz konusu değil, herkesin gözünün içine bakarak işinizi hallediyorsunuz ve kimse de çıt çıkarmıyor. Halbuki ortalığın alarm durumuna geçmesi bir kaos ortamı yaratacak ve bu sizin adrenalininizi doruğa çıkaracak. Sanırım bu noktada yapımcıların geniş kitlelere ulaşma sevdası bu mantık kırılmalarına neden oluyor. Oynanışı basite indirgeme dürtüsüne yenik düşüyor.

Oyunun dövüş sistemine de değinmek gerekirse açıkçası tahminlerimizin biraz daha gerisinde bir Assassin’s Creed yapımının karşımızda durduğunu belirtmeliyim. Bu yorumdan çok kötü bir oynanış dinamiği söz konusu şeklinde bir yorum yapmamak lazım elbette ancak çok daha iyisini bekliyordum. Belki de serinin git gide kendini tekrarlaması ve artık uzayıp giden combo safsatasının fazlasıyla abartılması bu yorumumun ana nedeni oluyor ancak artık dövüş sisteminde farklılığa gidilmesi gerektiği de bir gerçek. Git gide güçlenen düşmanların yanı sıra git gide gerileyen yapay zeka ikilemi ortaya böylesine absürd bir dövüş dinamiği çıkarıyor.

 
Assassin's-Creed-Syndicate-inceleme3
 

Assassin’s Creed Syndicate görsel olarak serini,n genel başarılı çizgisini devam ettiriyor. Oyunun geçmiş olduğu zaman diliminin ve mekanın da etkisi ile kaotik ve bol yağmurlu bir atmosfer oyuna hakim konumda. Bu noktada yansımalar ve kaplamalardaki başarı göze çarpıyor. Dönemin İngiltere’sini çok başarılı bir şekilde yansıtan Assassin’s Creed Syndicate grafiksel olarak fazlasıyla tatmin ediyor. Bu başarılı durumun işitsel öğelerde de aynen devam ettiğini belirtmeliyim.

Her ne kadar bir Assassin’s Creed serisi oyunu olarak serinin tüm ana öğelerini bünyesinde barındırsa da başta farklı karakter ile oynayabilme, zipline ile hızlı hareket edebilme ve kurduğunuz çetenizi yönetebilme gibi radikal yenilikler sunan Syndicate oldukça başarılı bir yapım olmuş. İlk başlarda kendini içerisine çekmekte biraz bocalasa da ilerleyen dakikalardan itibaren adeta bağımlı hale getirmeyi başarabiliyor. Oyunun oldukça zengin yan görevlerinin de bulunması ile birlikte her ne kadar çoklu oyuncu modu bulunmasa bile çok uzun senaryo modu ile parasının hakkını fazlasıyla veriyor. Serinin müdavimlerinin kaçırmamasını tavsiye ederim.


Yorum Yazın

Connect with Facebook