Until Dawn Oyun İnceleme

Hafta Sonu Gezintisi…

Son dönemlerde Bağımsız ve Remastered yapımlara tabiri caizse doyduk diyebilirim. Oyun yapımcılarının Remastered olarak portlayarak yeni nesile oyun geliştirmek yerine önceki oyunlarını yeni nesil konsollarda da deneyimlenebilmesi için çalışmalarını yürütüyor. Bu pek çok efsane yapım için olumlu bir durum oluştururken, bazı yapımlar ise kafalarda soru işareti bırakıyor. Oyun dünyası birbirinin aynısı yapımlarla adeta her yıl kendini tekrar eden bir döngü içerisinde savrulurken an gelir bir babayiğit çıkar ve farklı tondan şarkılar söylemeye başlar. Daha önce kimsenin düşünmediğine cesaret eder, daha önce kimsenin gitmediği yoldan ilerler ve sonunda artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. İşte Quantic Dream böylesine bir serüvene girişen ender babayiğitlerden biridir benim gözümde. Heavy Rain ile büyük sükse yapmış olsa da biz onları asıl Fahrenheit ile tanımış ve nasıl bir yola girdiklerini anlamıştık. Fahrenheit’ın efsane oyunlar arasına girmesi ne kadar sessiz ve derinden olduysa Heavy Rain’ın oyun dünyasının geleceğini şekillendirmesi de o denli şiddetli olmuştu. Bunda stüdyonun Sony tarafından sahiplenilmesinin büyük etkisi olmuştu. Peki, bundan sonra Sony yeni nesilde bir Heavy Rain çıkartabilecek mi soruları ayyuka çıkmaya başlamışdı. İşte tam bu sırada Sony bu söylentilere son vererek yapımcılığını Supermassive Games tarafından geliştirilmiş Until Dawn’ı bizlerin beğenisine sundu.

 
Until-Dawn-İnceleme1
 

Farkındaysanız uzun bir girişi oyunun geliştiricilerine ayırdım çünkü bunu sonuna kadar hak ediyorlar. Bu noktada ayrı bir parantezi elbette ki Sony için açmak gerekir. Biz oyun severlere böyle farklı yapımlar sunarak oyunlardan farklı tatlar almamızı sağladığı için. Until Dawn’ı Heavy Rain’den ayıran özellikler neler sorusunun cevabı oyunun inceleme notlarını de belirliyor. Bir kısım eleştirmen oyunu Heavy Rain ile kıyaslıyor ve benzer öğeleri görünce “E, biz bu filmi zaten izlemiştik” diyerek oyunu yerden yere vuruyor. Bazıları ise -benim de içinde bulunduğum grup- olaya şu yönden yaklaşıyor; “Doğru gidilen yoldan sapmaya ne gerek var…” Sonunda gelinen noktada senaryosu ile gelmiş geçmiş en teknik ve kapsamlı tasarım modellemesi ile daha önce hiç denenmemiş bir hikâye anlatımı ile birçok oyun severe göre başyapıt olabilecek bir yapımla karşı karşıyayız.

 
Until-Dawn-İnceleme2
 

Sekiz arkadaşın hafta sonunu geçirmek için gittiği bir dağ evinde yalnız olmadıklarını fark etmeleri ile işler bir anda kötüye gitmeye başlıyor. Korku ve paniğin sınırları zorladığı bir arkadaş grubunun içerisinde, hayatınız pahasına önemli olan zor ve ani kararlar vermek zorunda kalacaksınız. Hikayemizin genel kurgusu sadece bir katilden kaçmak üzerine odaklanmıyor. Bu sekiz arkadaş ile yapacağınız her seçim, kendi hikayenizi oluşturmanızı sağlayacak. Doğal olarak her karakterin, kendi kişiliğine göre hareket etmemiz gerekiyor. Supermassive Games hikâyeyi oldukça karmaşık bir yöntemle anlatmayı tercih etmiş olsa da yapımı özgün kılan bu anlatımdaki karmaşıklık değil sadece. Aynı zamanda oyunun kaygısız tavrı aslında en önemli unsuru oluyor. Yani belli bir derdi var yapımcıların ve bu dert sadece oyunun genel kurgusundan çok daha ötede. Kendileri de geri dönüşü olmayan bir yola girdiklerinin farkındalar. Ancak tüm bunlara rağmen, “oyuncu kitlesinin” oyun sever kavramından uzaklaştığı bu sisteme rağmen kaygısızca anlatmak istedikleri derdi anlatıyorlar. Tek dertleri yaratıcılığın ışığında umarsızca yürümek. Yapımcıların karakter seçimleri az önce belirttiğim kaygısızlığın bir yansıması. Oyunumuz katil’i bulmaktan daha fazlasını sunuyor. Ormanda veya dağ evinde gezerken, çeşitli ipuçları buluyor ve hatta bize kılavuzluk edecek totemlere denk geliyoruz. Bu totemler, bazı inanışlarda Kızılderililere kadar farklı bir hikayeyi gözler önüne seriyor. Her bir totemin, bize farklı bir yararı var. Siyah totemler ölüm, sarı totemler kılavuzluk, kahverengi totemler kayıp, kırmızı totemler tehlike, beyaz totemler ise kısmet anlamına geliyor. Ancak bu anlamlar, her zaman iyi veya her zaman kötü olayları göstermiyor. Oyundaki inanışta bu totemler, kelebeklerin rüyalarını ve önsezilerini simgeliyor. Her bir totem parçası, gelecekte yaşanacak “muhtemel” olayları önceden haber veriyor.

 
Until-Dawn-İnceleme3
 

Hikâyemiz her ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olsa da yaklaşık 9-10 saatlik oynanış süresinin sonunda birçok aydınlanmayan sorunun yanıtını bulmuş oluyorsunuz ancak birçoğu da gölgede kalıyor. Bu bir eksiklikten ziyade size bu kadarının sunulmak istenmesinden kaynaklanıyor. Yani payınıza ne düşüyorsa onu alıyorsunuz. Hiç şüphe yok ki Until Dawn ilk görüşte aşk etkisi yaratacak kadar eşsiz bir görselliğe sahip olduğunu söylemekle abartmış olmam. Biz oyunun özeline dönecek olursak gerçekten de karakter modellemelerinin bu denli mükemmel olduğu ender yapım gördüm. Ayrıca çevre etkileşimi de muhteşem denilecek noktada. Oyundan onlarca farklı niteliklerde mekânlara yolculuk yapıyorsunuz ve her birinin karakteristik özellikleri fazlasıyla yansıtılmış. Aynı övgüleri işitsel öğeler için de yapmaya gerek yok diyor ve teknik değerlendirmeyi sonlandırıyorum.  Until Dawn için söylenecek o kadar çok söz var ki ancak zaten yeterince söyledim kanımca. Son tahlilde Supermassive Games’in bizi bizden alan bir şahesere imza attığını belirtmek istiyorum. Eleştirilen bazı yönlerinin haklılık payı olduğunu belirtmekle birlikte bu durumun oldukça öznel değerlendirmelerden yansıdığını da belirtmek istiyorum. Oyunun Türkçe alt yazı desteği bulunmasının karmaşık hikâyesini anlamada bizlere oldukça olumlu etkisi olsa da kendinizi iyice oyunun içinde hissetmediğiniz takdirde birçok şeyi kaçıracağınızı da belirtmeliyim. Sonuç olarak eşsiz ustaların hünerli ellerinden mükemmel bir lezzeti bir kez daha tatmak tarifi mümkün olmayan bir haz. Bize düşen bu hazzı sonuna kadar yaşamak…


Yorum Yazın

Connect with Facebook