Assassin’s Creed IV: Black Flag (İnceleme)

Karayip Semalarından Savaş Hikayeleri… 

Assassin’s Creed serisinin, oyun dünyasının gelmiş geçmiş en başarılı serilerinden biri olması elbette ki birçok nedene bağlı. Oynanış, yenilikçilik, grafikler ve daha birçok şey. Ama bunların yanında işin kreması olan büyük bir etken var ki o da; serinin tüm oyunlarında başrol oynayan güçlü bir ana karakter ve bu karakterin hikâyesini anlatan mükemmel bir senaryo kurgusu. Aslına bakarsanız tüm olayımız Desmond’ın çevresinde dönüyordu. Ancak her oyunda bize Desmond’ın içinde bulunduğu buhranı unutturacak bir kurgu sazı eline alıyordu. Ama Ezio’nun yeri bizde apayrıydı. Oyun boyunca ziyaret ettiğimiz mekânlarda çok farklıydı. Venedik, Floransa, Roma, Canım İstanbul ve Amerika. Ama her oyunda biraz daha günümüze doğru yaklaşan yapım en sonunda serinin ana kurgusu olan entrikanın, intikamın başkenti yani  korsanların çağına doğru yelken açıyoruz.

Assassin’s Creed 4: Black Flag’in hikâyesinden bahsetmek gerekirse. Oyunda bir korsan olan Edward Kenway’i yönetiyoruz. Oyunumuzun ana karakteri Edward Kenway, AC3’teki ana karakter olan Connor’ın dedesi. Oyunun başında para kazanma peşindeki bir korsan olan Edward gelişen olaylar sonucunda kendini bir suikastçı rolü yaparken buluyor. Para kazanma uğruna suikastçı rolü yapan ana karaktere sahip olan bir Assassin’s Creed oyunu kulağa oldukça ilginç gelsede. Ancak bu olay tahmin edebileceğiniz gibi çok uzun sürmüyor ve senaryonun gizemi hızlı bir şekilde çözülmeye başlıyor

 
Assassin’s-Creed-IV-Black-Flag-inceleme1
 

AC4 diğer Assassin’s Creed’ler kadar olmasa da güzel bir senaryoya sahip. Birbirinden farklı görüşü olan korsanlar ve aralarındaki ihanetler oldukça iyi bir şekilde aktarılmış. Ancak oyunun ana konusu Assassin’ler ve Templar’lar arasındaki çekişme olduğu için hikâye ortada bir yerde kalıyor. Odak nokta korsanlar, fakat ana hikâye suikastçılar. Haliyle oyunun genelinde yaptığınız çoğu şey sadece Edward’ın karakter olarak gelişimine katkıda bulunuyor.

Oyunda tıpkı eski AC’lerde olduğu gibi çeşitli etkinlikler mevcut. Challenge’lar, Collection’lar, suikast görevleri ve bunlara ek olarak artık denizin tam anlamı ile bizim olması sonucunda elbette gemi etkinlikleri. AC3’te başlayan bu olay Edward ve gemisi ile iki adım ileriye gidiyor. Etrafta dolaşırken diğer gemilere saldırmak, onlardan gerek bir filo oluşturmak gerekse yağmalayıp yakıp yıkmak tamamen sizin elinizde.

 
Assassin’s-Creed-IV-Black-Flag-inceleme2
 

Daha önceki oyunlarda dolaştığımız mekânlar dünyanın da en nadide eserlerini barındıran şehirlerdi. Mükemmel bir mimariye sahip olan Floransa, Roma ve İstanbul’dan sonra geniş ve soğuk düzlükler, karlı ormanlar ve daha tam oluşmamış kasabalar sizleri tatmin etmeyebilir, ancak iki gram genişlik görmek için dam tepelerinde dolaşmaktan da sıkılmaya başlamıştık.

Seride şimdiye kadarki en büyük oyun alanının Assassin’s Creed 4’te olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Karayiplerde geçen maceramızın büyük bir alanını denizler çevreliyor. Denizlerin ölçeği çok büyük ve sağ sola dağılmış büyük küçük bir sürü yerleşim alanı bulunuyor. Bu yerleşim yerleriyse üçe ayrılıyor. İlk kısımda serinin önceki oyunlarından alışık olduğumuz büyük ölçekli şehirler bulunuyor, ancak bunlar diğer oyunlarda olduğu kadar büyük değil. İkinci kısmıysa orta ölçekli adalar ve yerleşim yerleri oluşturuyor. Bunlar daha çok köy tarzı kasabaları anımsatıyor. Üçüncü ve son çeşitse ıssız adalar. Neredeyse hiçbir yerleşke bulunmayan bu yerleri daha çok hazine avı gibi aktiviteler için ziyaret edeceksiniz.

 


Yorum Yazın

Connect with Facebook