Sniper: Ghost Warrior 2 Oyun İnceleme

Nefesini Tut, Odaklan, Bitir İşini…

Savaş oyunlarının en sevdiğim özelliği matruşka bebekler gibi içlerinden kendi alt türlerini doğurmalarıdır. Makro savaş oyunlarından mikro boyutta kişi ve tür olarak kısıtlanmış operasyon oyunlarına kadar her telden oyunu bu kategoriye sokabiliriz. Yıllar önceki Counter Strike günlerinde ilgi ile izlediğim ve takım olarak nefret edilen keskin nişancılık alt türü aslına bakarsanız bizim ülkemiz oyun severlerinin özel ilgi alanlarından birini oluşturmaktadır. Mizacımıza biraz aykırı olsa da – biz millet olarak aslında çok sabırlı değilizdir- işini büyük bir başarı ile bitiren keskin nişancı her zaman saygı görmektedir. Bu durumun beyazperdeye uyarlandığı filmler de ülkemizde hatırı sayılır bir karşılık görmüştür. Belki de bu ilginin altında millet olarak takım halinde ilerlemektense bireysel olarak yapılan işlerden daha bir haz duymamız yatıyor olabilir. Her neyse sosyoloji ilminin alanına giren konuları bir kenara bırakıp biz beğeni ile oynanan keskin nişancılık oyunumuzun ikinci perdesine odaklanalım. Bakalım neler aynı kalmış, neler değişmiş.
 
Sniper-Ghost-Warrior-2-inceleme6
 
İlk oyunun azımsanamayacak kadar başarıya ulaşması sonucunda ikinci oyundaki beklentinin yükselmesi yapımcıları da heyecanlandırmıştı. Bunun sonucunda ikinci oyun defalarca ertelenmişti. Böyle olunca da haliyle bizim de beklentilerimiz iyice artmış ve sonunda mükemmel bir oyun gelecek düşüncelerine dalmıştık. Yazının gidişatından işlerin beklenildiği gibi ilerlemediğini anlamışsınızdır herhalde. Gerçekten de daha oyunun başında bir yerlerde bir eksiklik olduğunu hissedebiliyorsunuz. Örneğin hikâye olarak oldukça klişeleşmiş bir konu seçilmiş. Bu oyunu oynayacak olanlar zaten bu tarz hikâyelerden bıktılar. Daha seçici ve çarpıcı bir konu seçilebilirdi. Kabaca hikâyeye değinelim bari. Biyo-terör oyunda ana düşmanınız aslında. Yine soğuk savaş dönemlerindeki gibi Rus gerillalar, Afgan teröristler ve bu kargaşanın içinde kurtarıcı olarak biz. Tabi oyunun hikâyesi klişe olsa bile hikâyenin geçtiği mekânlar heyecan uyandırmıyor değil. Başta Bosna ve Tibet gibi bölgeler oyunun en merak edilen mekânları olmasına rağmen buradaki kurgu tahmin ettiğiniz kadar başarılı işlenememiş. O bölgenin kimyası olması gerektiği gibi aktarılamamış oyuna.
 
Sniper-Ghost-Warrior-2-inceleme4
 
Hikâye ve kurgu olarak çuvallayan yapım oynanış açısından durumu bir nebze de olsa kurtarmayı başarıyor. Zaten teknik kısımlarla ilgili olarak da birazdan değineceğim sıkıntıları düşündüğümüzde oyunun tek kurtarır yönü oynanışı oluyor. Öncelikle tahmin edeceğiniz üzere bir sniper edası ile ilerlememiz şart. Aksi takdirde oyunun garip yapay zekâ algoritması nedeniyle anında keklik gibi avlanıyoruz. Bu durum çok can sıkıcı olabiliyor. İnsan şunu düşünüyor bir keskin nişancıyı o kadar net bir şekilde pususunda iken nasıl oluyor da hemen tespit edebiliyorlar ve nasıl oluyor da hemen indirebiliyorlar. Kısacası siz siperde yerinizi belli ettiğinizde tüm normal düşmanlar size karşı resmen keskin nişancı kesiliyorlar. Böyle olunca da oyunu ileri düzey zorluk seviyesinde oynamak bir hayli sıkıntı oluyor.

Oyunun bu garip yapay zekâsını bir kenara bırakırsak oynanış açısından en keyif alınan şey elbette armut gibi ortalıkta dolanan düşmanları itina ile indirmek oluyor. İlk oyunu bilenler için hemen söyleyeyim gerek vuruş hissiyatı, gerek vuruş animasyonları bakımından ilk oyundaki sistemin aynısı kullanılmış. Daha iyi nişan almak ve daha net bir vuruş yapabilmek için birçok faktörü göz önüne almanız gerekiyor. Öncelikle nefesinizi tutup sarsıntıyı en aza indirmek için tam bir siper almanız şart. Tabi bunun için de görünmeyeceğiniz en iyi noktada pusuya yatmanız gerekiyor. Tam odaklandığınızda ise esen rüzgârın hızını ve yönünü de hesaba katarak kusursuz bir vuruş yaptığınızda değmeyin oyunun keyfine…
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook