BioShock Infinite Oyun İnceleme

Columbia… Rüyalarımın Şehri.

Koltuğa kurulmuş bir vaziyette bekliyorum. Bir yandan kahvemi yudumlayıp bir yandan da ses sisteminin ince ayarlarını yapıyorum. Havalar bu aralar pek iç açıcı değil. Mart gerçekten kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırıyor. Artık baharın gelmesini dört gözle bekliyorum. Bir yandan da oyunun kutusuna dikkatlice bakıyorum. Geçen yıllarımı, bu zaman zarfında incelediğim yüzlerce oyunu, eleştirmen gözüyle bakmadan iş olarak düşünmeden doya doya oynadığım binlerce oyunun hayalini kuruyorum. Zaman ne denli de hızla geçmiş. 2013 yılına geldik ve ilk çeyreğini bitirdik bile. Geçen yıl yapılan anketlerin çoğunda sorulan bir soru beynimi kemiriyor. 2013 yılının en iyi oyunu hangisi olur? Seçenekler çok zorlayıcıydı. Bomba oyunlardan her biri ardı ardına patlayınca her oyunda “Abi kesinlikle bu yılın en iyi oyunu bu olur..” iddiasında bulunuyorduk. Halbuki çok fazla acele ediyormuşuz. Sektörün söyleyecek çok sözü bulunuyordu. Ve Irrational Games masaya o kadar sert bir şekilde yumruğunu vurdu ki ortalık toz bulutuyla kaplandı. Bu şok dalgasının etkisi çooook uzun süre devam edecek. Bu kesin. Ama öncelikle üzerimdeki etkiyi atlatabilmek için kahvemi tazelemek zorundayım. Size bir oyun incelemesi değil bir rüyadan bahsedeceğim. Booker DeWitt’in rüyası…
 
Bioshock-infinite-inceleme1
 
Filmlerde, romanlarda ve nihayet gerçek hayatta Columbia şehrini birçok farklı hal içinde görmüştük. Ancak hiç kimse Irrational Games tasarımcıları kadar ileri bir hayal gücüyle tasvir etmemişti. Geçmiş dönem Amerika’sındaki bu güzide bölge gelecek dünyanın hayal gücüyle birleşip, günümüz oyuncularının ziyafetine sunulmuş. Ama nasıl bir ziyafet. Kelimeler, betimlemeler, methiyeler anlamsız kalıyor. En nihayetinde şu noktaya varıyorsunuz. “Aga bu nasıl bir hayal gücüdür…” Amiyane tabirle “Oha, çüş, yok artık. Hadi beee” tarzında nidalarla seyreylediğiniz bu şaheser için genel ifadeyle “Muhteşem Columbia” tanımlamasında bulunmak yeterince açıklayıcı olur herhalde. Bu iltifatları oyunun sadece görselliği için kullanmıyorum. O noktaya daha sonra değineceğim. Benim asıl vurulduğum ve afedersiniz ama “dibimin düştüğü” nokta, Oyunun kusursuz tasarlanan dünyası, kurgusu ve sunumu.

BioShock Infinite neresinden bakarsanız bakın ilk görüşte aşk etkisi yaratan ender yapımlardan biri. Oyunun oynanış videoları aylar yıllar öncesinden ufak ufak bizlere sunuluyordu. Dolayısıyla nasıl bir yapımla karşılaşacağımızı az buçuk tahmin edebiliyorduk. Ancak oyunun yapımcı koltuğunun en önemli ismi olan Ken Levine’in önderliğindeki ekip tahminlerimizin çok ötesine gitmeyi başarmış. Hatta bana öyle geliyor ki kendileri bile işin bu raddeye geleceğini en başından düşünmüyorlardı. Açık söyleyeyim bu tarz yapımlar her zaman gelmez. Belki birkaç yıl da bir karşılaşacağınız kalite de bir yapım BioShock Infinite. Serinin daha önceki yapımları da oyun dünyasında bomba tesiri olan yapımlardı. Her zaman yenilikçilik BioShock serisinin ana düsturu olmuştu. Ancak bu sefer çok büyük lokma yemeye kalkışmışlar ve bunu da layıkıyla başarmışlar.
 
Bioshock-infinite-inceleme2
 
Diyeceksiniz ki en sonda yapacağın değerlendirmeleri bırak da bize oyunu anlat. Haklısınız ama oyunu bir solukta oynamak için içtiğim kahvelerin etkisinden midir yoksa Elizabeth etkisinden midir bilemiyorum ama içimden yapımcıların elini öpmek, sımsıkı sarılmak geliyor. Tamam neyse artık toparlanıp konumuza odaklanalım…

Oyunuzum 1900’lü yıllar Amerikasında geçiyor. Oyunun ana kahramanı eski bir ajan olan Booker DeWitt gibi görünse de aslında başrolde Columbia şehri yer alıyor. Bunun en önemli nedeni ise daha önceleri neredeyse hiçbir oyunda tasarlanmayan bir ana şehir kurgusuna sahip olmasından kaynaklanıyor. Füturistik bir tasarıma sahip olan şehrimiz gök yüzünde yer alıyor. Tüm bu absürt yapı aslına bakarsanız hikayenin genelinde mana buluyor. Oyunun tüm detayları bir noktadan Amerikan kültürüne, tabulara, dogmalara dokunuyor. Ancak bunu aşırı bir üst dille değil, ufaktan ufaktan vurguluyor. Yapımcıların böylesine bir yoldan ilerleme tercihleri aslına bakarsanız taraflı tarafsız herkesin takdirini toplar nitelikte. Anlatılan hikaye “ağır konular” içerse de anlatış bakımından afyon etkili bir dil kullanılmış. Dolayısıyla konular arası geçiş farkındalık hissine dokundurarak oluyor. Hikaye olarak bakıldığında bir çok konu tüm çarpıcılığı ile işlenmesine rağmen aslında bir o kadar da masalsı anlatımla betimleniyor. Bu yöntem herkesin cesaret edeceği bir yol değil.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook