Dishonored İnceleme

Onurlu Bir İntikam Öyküsü…

Dishonored ile ilgili ilk detaylar gelmeye başladığında çarpıcı bir yapımın bizleri beklediğini tahmin edebiliyordum. Görsel detaylardan ziyade oyun diğer dinamikleri ile farklı olduğunu hissettiriyordu. Peki farklı olan her zaman iyi olacak anlamına gelir miydi? İşte asıl önemli olan buydu aslında. Dishonored’ın mutfağında Bethesda ve Arkane Stüdyolarının imzası bulunuyordu. Bu markalar bizlere şimdiye kadar güzel tatlar sunmuşlardı. Acaba Dishonored’ın lezzeti neye benziyordu. Neyse ki merakla geçen günlerin ardından dizli formüle ulaştık. Bizde bıraktığı lezzetin içeriği bakımından Dishonored= aksiyon ve iş bitiricilik + mükemmel kurgu ve oynanış + gizlilik + intikam + onur + entrika…
 

 
Bazı oyunlar vardır daha ilk anda sizleri etkisi altına alır. Kendi özgün dünyasının bir parçasıymış hissine kapılırsınız. Kısacası insanı oturduğu koltuktan alır uzak diyarlar götürür. Hele ki bir de gittiğiniz bu diyar Dunwall gibi sofistike bir diyarsa içinde bulunduğunuz bu gizemli hülyanın asla sona ermemesini dilersiniz. İşte New Game seçeneğine basıp oyuna başladığım andan beri bu rüyanın etkisindeyim. Oyun dünyasında sevdiğim bir tarz olan steampunk türünde tasarlanmış dünyası ile beni kendi derinliklerine iyice çeken Dishonored daha oyunun hemen başında hikaye olarak nasıl bir entrikanın içinde olduğumuzu, bu kokuşmuş yapının eseri olarak ne dümenler döndüğünü yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Sonuçta karakterimiz Corvo görevlerini layığı ile yapan itaatkar bir asker. Ama içinde bulunduğumuz ve oyun ilerledikçe çok daha iyi anlayacağımız büyük kumpasın bir kurbanı olmaktan da kaçamıyor. Dunwall denen şehrin kraliçesinin en önemli sorunu baş belası fareler yüzünden ortaya çıkan salgın nedeniyle halkın huzurunun kaçması. Halkı hiçin her şeyi yapmaya hazır olan kraliçemiz daha oyunun başında gizemli ve karanlık güçlerin kurbanı olacaktır. Biz ise daha öncesinde planlanmış olan bu kumpasın tam ortasında kalan ve günah keçisi ilan edilen bir zavallı.
 

 
Dishonored içinde bulunduğu dönem olarak 19.yy İngilteresini andıran bir tasarıma ve kurguya sahip, tıpkı o dönemin sanayi devriminde yaşanan dönüşüm tasvir edilmeye çalışılmış. Yine tıpkı o dönemdeki gibi küçük çıkar ilişkileri nedeniyle yozlaşan ve en kötüsü bunun farkında olmayan bir toplum yapısı söz konusu. Ayrıca bir dönem tüm avrupayı kasıp kavuran ve toplam nüfusunun dörtte birinin ölmesine neden olan veba salgını da oyunun ana kurguları arasında yer alıyor. Ana hikayemiz büyük bir entrika ve karanlık oyunların ortasında kalmış olan masum koruyucu Corvo’un onurunu ve kraliçenin kaçırılan kızını kurtarması üzerine kurulmuş. Bu ana hikaye kurgusu sizlere klişe gibi gelebilir. Bir çok filme ve oyuna konu olmuş olan bu kurguyu daha önce görmüştük diyebilirsiniz ama hiç birisi Dishonored lezzetinde sunulmamıştı. Efendim o zaman artık Dishonored’ın dillere destan oynanış dinamiklerinden bahsetmeye başlayayım.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook