Dragon’s Dogma İnceleme

Ejderhalar Diyarına Yolculuk…

Capcom denildiğinde aklımıza ilk gelen oyun türü kesinlikle RPG değildir. Aksiyon ve dövüş oyunları ile oyun dünyasında nam salan efsane markanın RPG türündeki yapımı Dragon’s Dogma ilk duyurulduğunda açıkçası biraz ön yargı oluşmadı değil. Ama bu süre oldukça kısa sürdü. Oyun hakkında ilk detaylar gelmeye başladıkça gerçekten ilginç bir hikayesi olan, karakterleri oldukça farklılık gösteren, dövüş sisteminin yapısı bakımından sıcak yaz günlerinde keyifle oynanacak bir yapım gibi durmaya başlamıştı. Nihayet Dragon’s Dogma üzerimdeki Diablo etkisinin de vermiş olduğu vur, kır parçala güdüsünü sonuna kadar kullanacağım hissini bana vermeye başlamışken inceleme fırsatı buldum. Bakalım Capcom’un RPG deneyimi parmaklarda nasıl bir tat bıraktı.
 

 
Dragon’s Dogma hikaye olarak daha önce pek alışık olmadığımız bir başlangıca sahip. Öncelikle ana menüden parlaklık ayarlarını yaptıktan sonra direk olarak kendimizi bir mağaranın içerisinde ve tanımadığımız birinin eşliğinde ilerlerken buluyoruz. Neden buradayız, bu adam da kim demeden oyunun etkisi altına giriyor ve garip yaratıklarla savaşmaya başlıyoruz. Sanki oyunun ilerleyen kısımlardaki bir bölümü oynuyormuş hissi veren bu açılış sekansının aslında oyunun oynanış sistemini ve genel kurgusunu tanımamız için yapılmış bir ön sunum olduğunu düşünebilirsiniz. Yaklaşık on dakikalık bir oynanışın ve yarı keçi yarı aslan karışımı (yada her neyse) görünümündeki bir mini bossu öldürdükten sonra bu sekansın bir ileri zaman atlaması olduğunu anlıyor ve asıl hikayemizin başlayışını izlemeye başlıyoruz. Hikayemiz Cassardis adındaki ufak bir sahil kasabasına devasa bir ejderhanın saldırması ile başlıyor. Bu ejderhanın neden bu kasabaya saldırdığı ise bilinmiyor. Her tarafı yıkıp yakan ejderhanın karşısına çıkma cesaretini gösteren zat-muhterem karakterimiz, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi ejderhanın tek darbesi ile yere yığılıyor. Burada ilginç bir olay oluyor ve tek tırnak hamlesi ile ejderha tarafından kalbi yerinden çıkarılan karakterimiz yaşamaya devam ediyor. Bu olayın nasıl ve neden geliştiğine anlam vermek çok güç ama hikaye ilerledikçe tüm bu soruların cevapları şekilleniyor ama ben söylemem. Daha sonra halkı tarafından saygı görmeye başlayan kahramanımızın ilgi çekici serüveni başlıyor. Ama önce bu kahramanımızın detaylarından bahsedelim…
 

 
Oyuna ismini veren ejderhaların karanlıklar diyarından, kendi hallerinde yaşayan insanların bir arada bulunduğu Cassardis adındaki bir sahil kasabasına doğru yolculuğuna tanıklık ettiğimiz görsel şölenin ardından oyunun en can alıcı özelliklerinden biri olan karakter tasarım ekranına geçiyoruz. Burada bizi en başta karakterimizin cinsiyetine karar vereceğimiz ekran karşılıyor. Erkek ya da kadın seçeneğini yaptıktan sonra tüm detaylarına kadar girmekten benim kadar hoşlanan biriyseniz en az yarım saatinizi harcayacağınız bir karakter tasarım evrenine adım atabilirsiniz. Evet arkadaşlar şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Capcom işi biraz abartmış bu kadar detaya ineceklerini tahmin bile edemezdim. Karakterinizin sadece baş bölümünü tasarlamanız bile ciddi bir zaman alıyorken bir de tüm vücudun detaylı tasarlanabildiğini görünce kendimi yeni Sims oyununda zannettim. En ince ayrıntısına kadar Oluşturduğumuz karakterin oyunun tüm ara videolarında birebir yansıtıldığını da belirtmeliyim.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook