Sniper Elite V2 İnceleme

Pusuya Yat, Nefesini Tut, Düşmanı İndir…

İlk Sniper Elite oyununun üzerinden yaklaşık olarak 7 yıl geçti. Günümüz oyun dünyası açısından uzun sayılabilecek bu süre zarfında bir çok başarılı fps oyunu piyasaya sunuldu (Cod yapımları, Battlefield gibi…) Ancak çoğu oyuncunun ruhunda biraz keskin nişancılık vardır. Hatta çoğumuz multi oyunlarda keskin nişancı tüfeğini alıp soteye yatmayı sevmişizdir. İlk Sniper Elite oyunu aslında herkesin içinde yer alan bu keskin nişancı rolünü tahrik ediyordu. Ayrıca nev-i şahsına munhasır görsel sinematik temaları ile oyun severlerin beğenisini kazanmayı da başarmıştı. Uzun bir aranın ardından tekrar bizlerle buluşan Sniper Elite’de haliyle beklentilerde o yönde yüksekti. Sonuçta oyunun ana kurgusu belli, hikayenin dönemi de belli ve bu dönemle ilgili bir çok baş yapıt söz konusuyken yeni oyunun ne gibi yenilikler getireceği merak konusuydu. Şimdi bu merakınızı biraz gidermeye çalışacağız…

Öncelikle uzun zamandır PC incelemesi yapamamanın heyecanı üzerimde. Artık oyun dünyasının konsol merkezli sunum stratejisi nedeniyle başarılı oyunların PC versiyonlarına daha geç kavuşuyoruz. Bu nedenle de incelemeler önce konsol versiyonları olarak geliyor. Bu da PC oyuncularını adeta küstürür hale getiriyor. Konumuza yani Sniper Elite V2’nin ana konusuna dönecek olursak, hikayemiz sizlerin de tahmin edeceği gibi keskin nişancılığın zirve yaptığı İkinci Dünya Savaşının en ateşli dönemlerinde geçiyor. Kahramanımız ise Karl Fairburne (Soy isminin içinde bir mesaj saklı gibiJ) kendisi bir Amerikan askeri. Amacı ise Amerikanın kutsal !!! amacı olan Rusların aşırı silahlanmasını engellemek. Zira Ruslar, Almanların elinde bulunan ve savaşın seyrini değiştirebilecek bir teknolojiyi ele geçirmek istiyorlar. Biz de bu amacı engellemekle görevliyiz.
 

 

Öncelikle oyunun ana amacı büyük bir askeri hırsızlığı engellemek olsa da tüm görevlerin kendi içinde farklı dinamiklerinin olduğunu belirtmeliyim. Bazı görevlerde üst düzey bir subayı imha etmeniz istenirken, bazı görevlerde ise gizlice önemli sırları ele geçirmekle uğraşıyorsunuz. Oyunun ismi sizi yanıltmasın. Tüm oyun boyunca pusu kurup keskin nişancılık yapmanız gerekmiyor. Zaten gerek görevler gerekse de kullandığınız silah ve ekipmanlar oyunun ne şekilde kurgulandığını belli ediyor. Özellikle suikast bombalarınız ve yakın mesafe silahlarınız ile tüm ortamı bir curcunaya çevirebilirsiniz. Seçim size kalmış.

Oyuna başlamadan önce sizden zorluk derecesini belirlemeniz isteniyor. Bu seçenek klasik zorluk seçeneklerinden farklı. Oyunun tüm havasını değiştirecek nitelikte. En basit zorluğu seçtiğinizde yapay zekanın adeta yapay gerizekaya dönüştüğünü göreceksiniz. Bu nedenle oyunun tam anlamıyla keyfi zorluk derecesi en yüksekteyken (Sniper Elite seçeneği) çıkıyor. Bu zorluk seviyesini seçtiğinizde bir sniperın neler hissettiğini, rüzgar etkisinin ne olduğunu, kalp atışının bile hassasiyeti nasıl etkilediğini görebiliyorsunuz. Ayrıca yapımcı firma Rebellion tüm zorluk detaylarını sizin belirleyebileceğiniz bir seçenekte sunuyor. Zorluğu belirledikten sonra artık görevinize başlayabilirsiniz.
 

 
Sniper Elite V2’nin en can alıcı yönü elbette ki o mükemmel “Ölüm Kamerası” görselliği. Kendinizi bir oyundan ziyade Discovery Channel’ın Time Warp programını izliyormuşsunuz gibi hissettiğiniz bu teknik, bir keskin nişancı oyununda o kadar güzel duruyor ki. Merminin namludan çıktığı andan itibaren Matrixvari kamera tekniği ile birlikte yolculuğa başlıyorsunuz ve düşmanı vurduğunuz noktada oluşan tüm etkiyi iç organların röntgen görünümü eşliğinde görebiliyorsunuz. Bu görsel şölen oyun boyunca sık sık karşınıza çıkıyor. Tabi bu şölen tabiri belli yaş altı oyuncular için vahşete dönüşebilir yani oldukça göreceli…
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook