Silent Hill: Downpour Oyun İnceleme

Eski Kasabaya Geri Dönmek…

Korku oyunları denildiğinde akla ilk gelecek isimlerden biri olan Silent Hill serisi ise, Silent Hill denildiğinde de ilk akla gelecek olan isim Akira Yamaoka’dır. Peki, durum böyleyken Silent Hill: Downpour’da Akira Yamaoka’nın olmamasının ilk başta bünyede nasıl bir dumur ortamı yaratmış olduğunu da tahmin edebilirisiniz. Silent Hill’in nev-i şahsına özgü tüm özelliklerinin ana kaynağı olarak belirtebileceğimiz destansı müziklerin yapımcısı olan Akira Yamaoka, bilindiği üzere serinin üçüncü oyunu ile birlikte oyunun yapımcılığına da el atmıştı. Onun sihirli dokunuşu seriyi bu kadar önemli bir hale getirmişti. Ama şimdi yeni bir Silent Hill oyunu ile karşı karşıyayız ve bu yeni oyunda yeni bir yapımcı stüdyo ve efsane Akira Yamaoka yok. Bu iki sürprizle bizleri karşılayan Downpour, aslında beklentilerin çok çok yukarıda olmamasına da neden olmuştu. Zaten seri son oyunlar ile özünden uzaklaşmış, saf korku ve çaresizlik olgusundan uzaklaşılmaya başlanmıştı. Korku oyunlarının son dönem makus talihi haline dönüşen bu olumsuz gidişatta eklenince Downpour’un bizlere neler sunacağı merakla bekleniyordu…
 

 
Açıkçası eski Silent Hill mahallesini özlemiştik. Tam olarak konumuz orada geçmese bile hemen yakınlarında dolanıyoruz. Kahramanımız ise hiç masum değil. Azılı mahkum Murphy Pendleton. Hikayemiz ise şöyle cereyan ediyor. Murphy geçmişi karanlık bir eleman olduğu için bir nedenden dolayı hapsi boylamıştır. Ancak klişeleşmiş Amerikan hapishane kurgusunun bir yansıması olarak, hapiste de rahat durmayan kahramanımız, kendisi gibi bir grup mahkum ile birlikte başka bir hapishaneye nakledilmek için yola çıkar. Olay da tam bu noktada ilginçleşmeye başlar çünkü mahkum transfer aracımızın yolu meşhur kasabamız Silent Hill güzergahından geçmektedir. Oyuna ismini veren yoğun sağanak yağmurun etkisi ile yoldan çıkan aracımız büyük bir kaza yapar. Bu kazayı fırsat bilen Murphy hem özgürlüğüne kavuşma, hem de kimseye görünmeden kazadan sağ kurtulup olay yerinden sıvışma fırsatını yakalar. İşte Silent Hill: Downpour, açılıştaki bu sinematiğin ardından kazadan sağ olarak kurtulan Murphy’nin Silent Hill kasabasının yakın çevresinde geçen bir hayatta kalış hikayesi üzerine kurulu.
 

 

Oyunun geliştiricisi Vatra Games, bizleri tekrardan Silent Hill civarlarına götürdüğü için aslında çok memnunuz. Ancak kahramanımızın daha önce hiç görmediğimiz bir karakter olması ve kişiliğinin masum olmaması gibi yeniliklerin oyunun kurgusuna ne şekilde etki edeceği sorusunu da sorduruyordu. Neyse ki yapımcılar oyunun kurgusunda çok hoş detaylar düşünmüşler. Bir kere Murphy’nin geçmişinden hiçbir haberimiz yok. Bu nedenle aslında Murphy ile beraber bizde bir yolculuğa çıkıyoruz. Onun hayatta kalma mücadelesi esnasında oyun içi flash backler sayesinde kişiliği hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Bir diğer yenilik ise oyun boyunca vereceğimiz kararlar ile birlikte senaryonun gidişatına etki edebiliyor olmamız.

İşte tam olarak da istediğimiz buydu. Sisli, karanlık, ıssız, garip olayların olduğu bir Silent Hill dünyası. Daha en başta kontrol elimize geçince oh be diyoruz. Nihayet beklediğimiz ortamlara geri döndük. Hemen sislerin arasında ilerleyerek çevreyi keşfe çıkıyoruz. Oynanış tıpkı eskisi gibi. Yani etrafta dolaş, bulduğun her objeyi keşfetmeye çalış, karanlığın içinde ilerle. Kısaca şunu söylemek istiyorum, çok şükür ki aksiyon öğeleri biraz olsun tırpanlanmış, daha doğrusu ana kurgu hayatta kalma ve keşfetme üzerine. Tabi her şey bu kadar süt liman değil.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook