Resident Evil: Operation Raccoon City Oyun İnceleme

T-Virüsünün Etkisene Farklı Bir Bakış…

Capcom firmasının oyun dünyasına kazandırdığı efsaneleşmiş birçok oyun serisi bulunmakta, hepsi birbirinden farklı türlerdeki bu yapımlar arasında korku türünün kilometre taşlarından biri olan Resident Evil serisinin yeri çok farklıdır. Her oyun severin bir şekilde kenarından köşesinden bulaştığı zombilerin kanlı dünyası, oyun dünyasında yarattığı etkinin yanı sıra Milla Jovovich’in başrolünde olduğu dört yapımla sinema dünyasında da hatırı sayılır bir etki yapmıştı. Seri bu kadar popülerleşince her yapımın başına gelen makus kader Resident Evil serisinin de başına gelmeye başlamıştı. Serinin üçüncü oyunundan sonra survival horror öğeleri ile bezeli saf korku olgusu üzerine kurulu oynanış dinamikleri yerini daha çok aksiyon odaklı ve saçma sapan bir hikayeye bırakmıştı.

Serinin survival horror odaklı yapısının hayranları her yeni bir Resident Evil oyunu haberinde acaba özüne dönecek mi diye beklerken seri devamlı olarak tam istikamette ilerlemişti. Son oyunda geliştirici koltuğuna oturan Slant Six Games’den de beklenti bu yöndeydi. Ancak daha ilk haberlerde daha çok aksiyon ve takım oyunu odaklı bir oyun olacağı tüyoları piyasaya düştüğünde tüm bu beklentiler bir sonraki bahara ertelenmişti. Peki serinin en sevilen mekanı olan Raccoon City şehrine geri dönüyor olmanın yaşattığı heyecan ve eski kahramanlarımızla yeniden buluşma hevesi bir arada düşünüldüğünde acaba Operation Raccoon City tüm bu olumlu etkileri başarı ile kullanabilecek miydi?
 

 
Hikayemizden başlayalım. Serinin hayranlarının yakından bildiği gibi Umbrella adında bir bioteknoloji firmasının üzerinde çalıştığı T-virüsü adındaki bir deneyin yanlışlıkla yayılması sonucunda önce Umbrella çalışanlarının daha sonra da tüm Raccoon City şehrinin sakinleri zombiye dönüşmeye başlamıştı. Bizlerde ilk oyunlarda bu salgın sonucunda hayatta kalan kahramanlarımız ile zombilere karşı amansız bir mücadeleye girişmiştik. Şimdi ise tüm bu olayların diğer tarafına odaklanıyoruz. Yani süreci Umbrella şirketinin gözünden izliyoruz. Umbrella şirketi yapmış olduğu bu hatanın izlerini bir an evvel kapatmak ve olayı ört bas etmek istemektedir. Diğer yandan da bu delil karartma olayını hükümet ajanları olarak durdurmaya çalışıyoruz.
 

 
Oyunun kurgusu tam olarak takım oyunu odaklı. İlk serilerden aşina olduğumuz Nemesis dahil tüm ana karakterler kullanıma sunulmuş. Nemesis ile tekrar karşılaşmak, Raccoon City sokaklarına geri dönmek, hatta yanıp sönen parçalanmış polis araçlarını yeniden görmek muhteşem duygular uyandırıyor. Tabi bu mükemmel duygular oyun başladığında büyük hayal kırıklığına dönüşmeye başlıyor. Öncelikle oynanış sistemi tam anlamıyla fiyasko. Özellikle yapay zeka adeta kontrolden çıkmış. Ekip halinde ilerliyoruz tam anlamıyla lafta kalıyor. Ekibin diğer elemanları zombilere saldırmak konusunda tam anlamıyla zombi kafalı kalıyorlar. 2 metre mesafeden zombileri öldürmekten acizler, hadi onu geçtim birbirlerine yardım etmekte bile büyük sıkıntı yaşıyorlar. Kısacası her şeye siz koşmak zorunda kalıyorsunuz. Neredeyse oyun boyunca karşılaştığınız tüm zombilerin % 90’ını sizin haklamanız gerekiyor. Bu da oynanabilirliğe ciddi anlamda sekte vuruyor. Bu konuda söylenebilecek bir diğer olumsuzlukta zombilerimizin öldürülmesi ya da öldürülememesi ile alakalı. Tamam bu arkadaşlar zaten ölmüş, ama haklayabilmemiz içinde 50 mermi harcamanın anlamı yok.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook