Journey Oyun İnceleme

Masalsı Yolculuk Bu Olsa Gerek…

Hani bazı anlar vardır tüm seslerin kesildiği, hayatın tüm çeşmekeşinin bir anlığına yok olduğu, sanki olduğunuz yerden ruhen uzaklaştığınız ve bilinmeyen dingin bir ana gittiğiniz. İşte öyle bir anınızı düşünün. Yaşadığınız tüm stresinizin, sıkıntılarınızın ve sorumluluklarınızın üzerinizden alındığı bir yolculuğa çıkma hissi her insanın aklına mutlaka gelmiştir. İşte bu his sanırım thatgamecompany firmasında çalışan oyun geliştiricilerinin aklına çok sık gelmiş olacak ki, Journey adında bir masalsı kurguyla hislerimize tercüman olmayı, böyle bir yolculuğa çıkmanın ne olduğunu bizlere anlatmaya çalışmışlar…

Çoğumuzun aklına böyle bir yolculuğa çıkmaya karar versek herhalde bir yelkenli satın alıp, tası tarağı toplayıp ufuklara açılmak gelir. Aslında yapımcılarda Journey’in nasıl bir dünyada geçeceği konusunda uzun süre kafa yormuşlar. İlk başta karlı bir dağ yolculuğu düşünmüşler, sonra bir şehir yolculuğu gelmiş akıllarına ama etrafın karmaşası bu dinginlik hissini zedeleyecekti. Amazon ormanları gelmiş akıllarına ama orada da vahşi yaşamın gerginliği tüm planları bozacaktı. En sonunda uçsuz bucaksız bir çölde karar kılmışlar. Çöl denilince aklımıza hep susuz kalıp ölme korkusu gelir. Bilinç altımızda bu korkunun olmasına rağmen Journey’in yapımcıları öyle bir karakter oluşturmuşlar ki, ne kadar dikkatli bakarsanız bakın cinsiyetinden, türüne kadar ne olduğunu bir türlü anlayamıyorsunuz. İnsanın çölle mücadele edecek olması bu masalsı yolculuğu zedeleyecekti, bu nedenle yapımcılar kahramanımızın ne olduğunu gizli tutuyor. Bu detay oyuna aşık etti beni diyebilirim.
 

 
Uçsuz bucaksız bir çöl, kimse yok, yardım butonu yok, yardım metni yok, görev yok, yapılacaklar listesi yok. Aslına bakarsanız yapımcıların oyun dünyasına füturistik bir bakış açısı ile çok çok ince bir eleştiri getirdiği kanısındayım. Oyun denilince aklımız fikrimiz yapılacak görevler, hedefler, amaçlar geliyor. Ya da oyun dünyasının gidişatı bizleri hızla tüketilen oyunlara ve daha ilk saniyeden “Hadi, ne yapıyoruz, hemen başlayalım” olgusuna sürüklüyor. Aslında Journey bizlere “Durun biraz, ne yapıyorsunuz” diyor. Her şeyin bu kadar kargaşaya dönüştüğü sektöre bir “es” veriyor.
 

 
Ufukta beliren mistik bir dağa doğru yolculuğa koyuluyoruz. O dağa gitmemizdeki amaç ne, oraya neden varmak istiyoruz, neden etrafta hiç kimse yok, tüm bu soruların cevabını bulmayı bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Sadece gidiyoruz. Amaçsızca. Tıpkı o hayalini kurduğumuz yolculuk gibi. Yol boyunca size eşlik eden muhteşem ötesi ezgilerin büyüsüyle ilerliyoruz. Yer yer yıkık harap yapıların içine giriyoruz. Derken ufukta bizim gibi bir yolcu beliriyor. Yanına gidiyoruz, beraber engelleri aşmaya çalışıyoruz. Ama iletişim yok. Sadece kare tuşu ile garip bir hareket yapıyoruz. Psn üzerinden online olarak kullanıcılar ile karşılaşabiliyoruz oyun boyunca ama tek iletişimimiz garip el hareketleri. Ama bunların hiçbir anlamı yok. Oyunun fenomen haline gelmesi sonucunda oyun severler kendi dillerini oluşturmaya başlamış Bu yapı ile yapımcılar bir takdir daha alıyor benden. Neyse yolculuğa devam edelim. Çöl bitiyor daha farklı mekanlar karşılıyor bizi. Ama bunlara değinerek oyunun gizemini bozmak istemiyorum. Hatta daha fazla hikaye hakkında konuşmamayı düşünüyorum. Grafiklere ve müziklere bakalım. Journey çöl ortamını iliklerinize kadar hissettirecek gerçekçilikte grafiklere sahip. Ayağınızın altından kayan kum zerreciklerinin yumuşak yolculuklarına dalıp gidebilirsiniz. Hatta oyun boyunca çoğu defa durup etrafın dinginliğinde kayboldum gittim diyebilirim. Müziklere gelecek olursak, adeta bir baş yapıt söz konusu. Kurgu ile o kadar bütünleşmiş ki. Sonuç itibariyle Journey için söylenebilecek tek “keşke olmasa” cümlesi oyunun kısalığı. Gerçekten çok kısa bir oyun olan Journey bu dezavantajını oldukça uygun fiyat politikası ile kapatıyor. Ve sonuçta kusursuz bir yapım ortaya çıkıyor.
 

 
Açıkçası her oyunu kendi içinde değerlendirerek puanlama yapmak gerekiyor. Bu nedenle oyunun kısa oynanışının uygun fiyatı ile dengelenmesinden dolayı düşük puan verebilecek bir kriter bulamıyorum. Zaten tüm zamanların en hızlı satış grafiğine sahip PSN oyunu olması, Journey’in başarısını çoktan tescillendirdi. Bizlerde Hayatımız Oyun ekibi olarak bu başarıyı taçlandırarak oyunu baş yapıt kategorisine sokuyoruz…
 

 


Yorum Yazın

Connect with Facebook