Mass Effect 3 Oyun İnceleme

Dünyanın Kaderi, Shepard’ın Seçimlerinde…

İlk Mass Effect 2007 yılında, Xbox 360 exclusive olarak piyasaya sunulduğunda oyun dünyasında devrim yaratacağı belliydi. Nitekim de Baldur’s Gate efsanesinin yapımcısı olan Bioware firması, oyun dünyasına yeni bir efsane seri kazandırdığının farkındaydı. İlk oyunun elde ettiği başarının etkisi 2010 yılında multiplatform olarak piyasaya çıkan Mass Effect 2’de adeta ikiye katlandı. İkinci oyun bir çok otorite tarafından Game Of The Year seçilme başarısına ulaşmıştı. Yakalanan bu başarı kuşkusuz Bioware firmasının hissedarlarının keyifle içkilerini yudumlamasını ve bir an evvel üçüncü oyunun yapılması talimatının verilmesini sağlamıştı. Ve beklenen oldu, ikinci oyunun üzerinden iki yıla yakın bir süre geçmişken, oyun severler Mass Effect efsanesinin üçüncü oyununa kavuştular. Dağıtımcı Electronic Arts firmasının büyük umutlar bağladığı, hatta 2012 yılının en iyi oyunu olacak dediği Mass Effect 3, gerçekten bu övgüleri hak ediyor ve beklentileri karşılayabiliyor mu? İşte bizler, bu sorulara biraz olsun cevap arayacağız. Bakalım ilk oyundan beri başına gelmedik olay kalmayan komutan Shepard, bu oyunda nasıl bir cehennemin ortasında kalıyor.

Öncelikle Mass Effect serisinin fanlarına saygısızlık etmeden serinin oynanış dinamiklerinden bahsetmek istiyorum. Seriyle daha önce tanışmamış birinin direk üçüncü oyundan başlaması durumunda nasıl bir hikaye ve oynanış dinamikleriyle karşılaşacağını kavraması bakımından bu önemli. Mass Effect serisi RPG türünde bir oyun olmasına rağmen aksiyon öğeleri oldukça fazla, ancak serinin ana kurgusu muhteşem bir senaryo üzerine kurulu, bu nedenle seriye üçüncü oyundan başlayacak oyun severlerin, derin bir hikayeye sahip oyunun bir çok önemli karakterini ve olayların neler ile bağlantı olduğunu kavraması oldukça zor. Açıkçası en iyi tercih serinin sıralamasına uymak olacaktır. Ayrıca Mass Effest serisinin önemli bir özelliği olan kayıt taşıma sisteminin getirdiği güzelliklerden de mahrum kalınacaktır. Zaten tüm olgulardan dolayı yapımcılar oyunun girişinde ne türde oynamak istediğimizi bizlere sunuyor. İster seriyle hiç tanışmamış biri olarak ya da bol aksiyon severim ben diyalog ve hikaye çok da önemli değil benim için diyen biri olarak aksiyon oynanış sistemini seçiyorsunuz ya da Mass Effect serisinin müdavimiyim ben olur mu saf aksiyon, tüm hikaye benim tercihlerime bağlı olarak gelişsin diyen biri olarak (ki en mantıklısı bu herhalde) diyalog odaklı oynanışı seçiyorsunuz. Bu seçeneğin ticari başarı amacıyla yapıldığı aşikar.
 

 

Oynanışın hikayenin kurgusunu direkt etkilediği gerçeğini de göz önüne alarak biraz son oyunun hikayesin, fazla spoiler vermeden irdeleyelim. Serinin daha önceki oyunlarını oynayanların yakından tanıdığı ana kahramanımız komutan Shepard bir önceki oyunda, gezegende bulunan neredeyse tüm saldırı güçlerini bir araya getirerek ismi Reaper olan ve 50.000 yıl sonra ortaya çıkan düşmanımızı yok etmişti. Tabi bu savunma savaşında bir çok dostumuzu da feda etmiştik (yapılan tercihlere göre bu değişir tabi). İşte şimdi durum çok çok daha vahim. Bu sefer, daha önceki oyunda 1 tanesini yok etmek için akla karayı seçtiğimiz Reaper gemilerinden oluşan bir koloni dünyamıza saldırıyor. Yanlış duymadınız iki sürpriz var ilki yaşadığımız dünyaya geri gelmemiz, ikincisi ise koca bir Reaper kolonisi ile savaşacak olmamız. Açıkçası oyunun daha ilk açılış sahnesinde o devasa Reaper gemilerinin göz bebeğimiz dünyayı işgaline tanıklık etmek, hafiften bu işin içinden nasıl çıkacağız duygusunu, umutsuzluğu, çaresizliği ve intikam duygularını bir arada hissetmemize neden oluyor.

Yıl: 2156, Yer: Dünya, Görev: Dünyayı Kurtarmak, Saldıran: Reaperlardan oluşan dev bir ordu, Savunan: Tek başına Komutan Shepard, Yöntem: Diplomatik İkna…
 

 
Evet yukarıda Mass Effect 3’ün genel formülizasyonunu yapmaya çalıştım. Olay tam olarak yukarıdaki formüle göre işliyor. Tek başına komutan Shepard tüm evreni ortak düşmanımız Reaperlara karşı savaşmaya ikna etmeye çalışıyor. Çok detaya girip senaryoyu fazla deşifre etmek istemiyorum. Ama sadece genel hatlarıyla oyunun dinamiği bu. Komutan Shepard bu diplomatik ikna yöntemini yaparken vereceği her karar oyunun kaderini derinden etkiliyor. Bu nedenle etkileşimde bulunacağımız her ırk çok çok önemli. İşte burada işin içine diyalog seçenekleri giriyor. Oyun boyunca komutan Shepard bir çok farklı karakter ile diyalog kuruyor, bu diyaloglarda beliren cevaplarımız aslında gidişatın ne şekilde olmasını gösteriyor. Kimi zaman karamsar seçeneklerin yanında güçlü, intikam duyguları ile dolu seçenekler çıkıyor. İşte büyük direnişte bir ırkın liderini yanımıza çekmemiz için seçtiğimiz tercihler aslında dünyanın kaderi demek. Ayrıca vermiş olduğumuz tüm bu kararların bize itibar puanı olarak döndüğü yeni bir sistem de oyuna eklenmiş. Bu itibar puanları sayesinde ilerleyen bölümlerde farklı cevap seçenekleri açılabiliyor.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook