Call Of Duty: Modern Warfare 3 Oyun İnceleme

“ 3. Dünya Savaşının hangi silahlarla yapılacağını bilemem, ama 4. Dünya Savaşı taş ve sopayla yapılacak…”  Albert EINSTEIN

Kan, barut, toz, toprak…

Hayat su, toz, toprak, ateş elementlerinden oluştu, Savaş da yukarıdaki dört elementten. Peki ya modern zamanda savaş ne hal aldı. İşte bunun cevabını oyun dünyası ilk Call Of Duty Modern Warfare oyunu ile vermeye çalıştı. Activision modern dünyada çıkması muhtemel bir süper güçler savaşının tüm insanlığın felaketi olacağını, taş üstünde taş kalmayacağını o kadar iyi anlattı ki, hikaye serinin 3. Oyununa kadar uzandı, dallandı, budaklandı. Şimdi bakalım seri bizi nerelere götürmüş…

Öncelikle incelemenin detaylarına geçmeden evvel şöyle bir açıklama yapma gereği hissediyorum. Call Of Duty serisi oyun dünyası içinde apayrı bir yere sahiptir. Eminim ki oyun aleminin kapılarını ufacık bile aralayan birisi Call of Duty serisinin bir oyunu ile karşılaşmıştır. Ancak hayatında hiç Call of Duty oynamamış ve seriye Modern Warfare 3 ile başlayacak olan çok sınırlı sayıdaki oyun severlere diyeceğim ilk söz “Elinizdeki oyun muhteşem bir başyapıtın sadece bir parçasıdır.” Neden böyle bir şey söyleme gereği hissettim. Çünkü bazen biz oyun siteleri bu oyunları sadece seriyi en başından beri takip eden oyun severlerin oynadığını düşünerek incelemelerimizi kaleme alıyoruz. Biz de incelemenin genelinde öyle yapacağız ve bir önceki oyunlara göre ne gelişmiş, ne gerilemiş buna bakacağız. Ancak seriyi hiç oynamamış ve ilk kez tanışan oyun severleri de unutmamak lazım…
 

 

Uzun bir girizgah oldu ama bu izahatı yapma mecburiyeti hissettim. Neyse gelelim oyunumuzun derinliklerine girmeye. Aslında bu kadar fonksiyonel bir oyunu incelerken senaryo modu ve multiplayer modu diye ayırmak gerekir diye düşünüyorum. Bu nedenle önce incelmenin görece kısa bir kısmını senaryo moduna ayıracağım. Geriye kalan büyük kısmını ise Call Of Duty serisinin en can alıcı yönü olan Multi moduna ayıracağım.

Senaryo Modu

Bilindiği gibi 3. Dünya savaşı başlamış ve etkisi tüm dünyaya yayılmaya başlamıştı. Serinin son oyununda bu etkinin sadece Amerika kıtasında kalmadığını, dünyanın önemli merkezlerinin de bu savaştan payını aldığını görüyoruz. Oyun bir devam oyunu olduğu için bir önceki oyunun bıraktığı yerden hikayeyi devralıyor. Bildiğiniz üzere bir önceki oyunda General Shepard’ı öldürdükten sonra ciddi yara alan Soap, Price ve ekibi tarafından helikoptere konuluyor ve akıbeti belirsiz bir yolculuğa çıkıyordu. İşte MW3 bu noktadan hikayeyi alıyor ve diyardan diyara götürüyor. 3. Dünya Savaşı çıkacaksa bunun müsebbipleri elbtte Amerika ve Rusya olacaktı ama bundan tüm müttefikler payını alacaktı. İşte bir önceki oyunda Amerikanın başına neler geldiğini ve Makarov ismindeki çatlağını nelere neden olduğunu MW3 bizlere daha geniş perspektiften sunuyor. Oyun bize başta Avrupanın önemli başkentleri (Londra, Paris, Berlin gibi) olmak üzere bir çok farklı coğrafya ve mekanda bu etkilerin nasıl olduğunu gösteriyor.
 

 
Senaryo olarak MW3 aslında çok özgün veya tahmin edilemeyen bir yenilik getirmiyor. Ancak olması gerekeni de çok iyi bir şekilde kurgulayarak hayranlarına farklı deneyimler sunuyor. Oyun boyunca o kadar farklı mekan ve bölgelere gidiyorsunuz ki 3. Dünya Savaşının bir Fps oyunu olarak nasıl yaşanacağını sonuna kadar hissediyorsunuz. Oyun boyunca tek bir karakter ve mekan olgusu içine sıkışmadan farklı deneyimleri hissederek ilerliyorsunuz. Aldığınız görevlerin çeşitliliği akıcılığı olumlu etkiliyor.


Yorum Yazın

Connect with Facebook