Saints Row: The Third Oyun İnceleme

Yok böyle bir eğlence!!!

Oyun yapımcılarının hayal güçlerinin sınırı yok. Bunun en son ispatı sanırım Saint’s Row: The Third. Bir oyun absürtlüğün boyutlarını bu kadar genişletebilir. Evet son zamanların en çok beklenilen oyunlarından biri olan Saint’s Row: The Third ile buluşmuş bulunmaktayız. Ama ne buluşma. Oyun çıkalı az bir zaman oldu ama etkisi uzun süre sürecek gibi. Zira oyunda yapılabilecekler o kadar fazla ki. Adeta oyun open world kavramına bir de bu gözden bakın der gibi.

Açık dünya demişken bu olaya oyunun getirdiği yeni bakış açısından bahsetmek istiyorum. Oyun bir GTA tarzında açık dünya değil bir Little Big Planet tarzında açık dünya sunuyor. Daha doğrusu oyunda yapılabilecekler GTA ile Little Big Planet karışımı gibi bir şey. Evet kulağa çok garip geliyor ama oyunda hayal gücünüz ile yapabilecekleriniz LBP de olduğu gibi sınırsız. Ayrıca gangster olarak yapabilecekleriniz ve dökeceğiniz kanın şekli de GTA da olduğu kadar sınırsız.
 

 
Oyun bir banka soygunu ile başlıyor. Bu soygun sahnesi son zamanlarda çıkmış başarılı bir oyun olan Payday’ı hatırlattı bana. Gerçekten de benziyor. Yalnız bu sefer yakayı ele veriyoruz ve mapus damlarına düşüyoruz. Derken oradan kurtulduktan sonra karizmayı düzeltmek gerekiyor ve oyun burada size karakter kostumizasyonunun(Türkçeleştirilmiş İngilizce oldu biraz 🙂 ) anahtarını teslim ediyor ve hayal gücünüz ile başbaşa kalıyorsunuz. Gerçekten oyunda o kadar absürt denilebilecek tarzda karakter şekillendirmesi yapabilrisiniz ki bunun sınırı size kalmış. Tam gaz eğlence daha bu aşamada kendini gösteriyor. Oyunun en güzel aşamalarından biri de burası. İsterseniz koca kafalardaki karakterler tarzında kafası kocaman tavşan olan altı efemine bir zenci olan karakter oluşturmak elinizde. Hatta her yeri dövmelerle kaplı dev gibi bir karaktere garip bir ses tonu vererek karizmasını çizdirmek bile size kalmış.
 

 

Tam gaz eğlence…

Evet oyunu en iyi bu şekilde tanımlayabiliriz. Tam gaz uçuk mu uçuk bir eğlence. Bir oyunda grafikten daha önemli şeyler var diyorsanız sizi böyle alalım. Oyun grafiksel olarak çok çok fazla şey vaat etmiyor ancak bu grafiksel olarak kötü olduğu anlamına gelmiyor. Oyunda eğlence, ses ve oynanabilirlik o kadar ön plandaki grafik umurunuzda bile olmuyor. Sonuçta oyun size tam gaz eğlence vaat ediyor ve bunu da çoook fazlasıyla sunuyor.
 

 
Oyunda karakterinizi kendi zevkinize göre tasarladıktan sonra Steelport şehrinin karanlık ve kanlı sokaklarına tepeden inme giriyoruz. Oyunda oynanış çeşitliliği o kadar fazla ki adeta yapabilecekleriniz sınırsız. Oyunda en beğendiğim anlar Amerikan Güreş bölümleri ve havadan savaştığımız bölümler oldu. Bu bölümleri tek tek detaylıca anlatmaya sayfalar dolusu yazı yetmez. Özellikle güreş sahneleri eski Hulk Hogan’lı günleri hatırlattı bana. Buradaki dövüş bölümleri gerçekten çok eğlenceli.


2 Yorum Var

  1. vedat akgün dedi ki:

    Gta nın geyik versiyonu olmuş oyun…

  2. hakan dedi ki:

    Keyifli Bir İnceleme olmuş.

Yorum Yazın

Connect with Facebook