Killzone 3 Oyun İnceleme

Killzone 3 bizi tekrar savaş alanına davet ediyor.

Killzone 3, Killzone 2’nin bıraktığı noktadan bizi tekrar savaş alanına davet ediyor. Ne boş durmak, ne de arayı gereksiz detaylarla doldurmak gibi bir niyeti var. Karşımızda bir savaş var, elimizin altındaysa haşin ve yaramaz bir ekip. Helghast’lara karşı olan bu savaşı kazanmak için son hızla ileri doğru koşuyoruz. Killzone kesinlikle direk amacına erişmeye çalışan ve kafası karışık olmayan bir oyun.

Kabul etmek gerekir ki, 2004’te PS2 için geliştirilen ilk Killzone’un çok iyi bir oyun olduğu söylenemez. Hatta bana sorarsanız; iki yıl sonra PSP’ye çıkan devam oyunu Killzone: Liberation bile bir el konsolu oyunu olmanın tüm dezavantajlarına sahip olmasına rağmen her açıdan çok daha iyiydi. Ne var ki Hollandalı Guerilla Games, insanlara PlayStation 3 aldıracak büyük projesini E3 2005’te göstermiş ve oyun dünyası, dört yıl boyunca bu görsellerin gerçek olup olamayacağını tartıştıktan sonra 2009 yılında Killzone 2’nin zirveye ortak oluşuna tanıklık etmişti. Call of Duty ve Halo’nun oturduğu zirveye…
 

 
Killzone 2, gerçekten de yalnızca bu jenerasyonun en kaliteli FPS oyunlarından biri değil aynı zamanda bir shooter oyunu olmanın ötesine geçerek başlı başına bir “deneyim” olmayı başarmıştı, hikaye anlatımındaki ve oynanıştaki birçok eksiğine rağmen. Merak içinde geçen iki yılın sonunda raflarla buluşan Killzone 3 ise, bir yandan selefinin zayıf noktalarını kapatmaya çalışırken diğer yandan beklediğimiz o cesur ve vahşi aksiyon deneyimini müthiş bir artistik tasarımla harmanlayarak bir adım daha ileri taşıyor. Hem de Move ve stereoskobik 3D desteği gibi yeni teknolojilerin gücünü de arkasına alarak.

Kullanması kolay bir mekanizma ve inanılmaz hızlı bir tepki süresiyle karşılaştım. Killzone 3’te tüfekle şarjör değiştirme hareketi harika olmuş. Tam Helghast’ları cehenneme gönderecekken kurşununuz biterse şöyle kovboy benzeri ciks bir hareketle silahınızı doldurabiliyorsunuz. Askerde bana öğrettikleri “gez – göz – arpacık” konseptinin Sharp Shooter için pek de geçerli olduğu söylenemez ama namluyu düşmana doğrulttuğunuzda kırmızı bir nokta beliriyor ve adeta ince ayar yapmamıza olanak tanıyarak düşmanı arzu ettiğimiz bölgesinden kolayca vurabilmemize olanak tanıyor. Yani “headshot” yapmak bana klavye & mouse ikilisinden bile daha kolay geldi açıkçası. Düşmanı rahatlıkla dizinden de vurdum, kafasından da. Bu olayın hayal ettiğim kadar zor olmadığını görünce sevindim tabii ki. Zaten PlayStation 3’ün kamerası, hareketleri algılama konusunda çok başarılı.
 

 
Günümüzün trend teknolojisi 3D, Killzone 3’ün grafik anlamında başarı hanesinde güçlü bir şekilde duruyor. 3D olarak denediğimiz oyunlar içinde Killzone 3 açık ara en önde gideni. Genel olarak gözü yormayan oyunu sinema dünyasının Avatar’ı olarak tanımlayabiliriz. Gereksiz efektlerden kaçınan yapımcıların 3D’deki asıl başarısı sağ ve sol göze gönderilen iki farklı Killzone oyunundan geçiyor. Yüksek uğraşlarla yapılan optimizasyon çalışmaları sonucunda PlayStation 3’te iki Killzone çalışıyor ve gözlere farklı açıdan geldiği için hilesiz bir şekilde sinema salonlarında gördüğümüz RealD teknolojisine benzer bir şekilde oyunseverlerin ekranına yansıyor. Yapımcılar split-screen co-op geliştirirken 3D geliştirme imkanını elde ettiklerinin altını çiziyor. Silahların ve hedefinizin derinliği de 3D’de kendini gösteriyor. Eğer televizyonunuzun 3D özelliği varsa Killzone 3’ü farklı bir boyutta yaşamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
 


Yorum Yazın

Connect with Facebook